TARİHTE KARA BİR CUMA ...


Bu makale 2017-07-14 12:23:55 eklenmiş ve 1369 kez görüntülenmiştir.
ALİ İHSAN GÜRCİHAN

Tam bir yıl önce, Temmuz'un 15'i, günlerden Cuma idi.

Koyu karanlık tam da geceye hakim olmaya başlamıştı ki, bazı dostlarım aramaya başladı.

Emekli bir asker olarak belki birşeyler biliyorumdur diye.

Ben ise bırakın bilmeyi, duymayı, olayların başladığını bile onlardan öğreniyordum.

Bu dostların ilk andaki sorularına da, darbe ihtimali olamayacağını, teröre yönelik ciddi ihbalar üzerine bazı tedbirlerin alınmış olabileceğini  ifade ettim.

Daha sonraki dakikalarda Ankara’daki yakınlarımdan duyduklarım ve televizyonlarda izlediklerim üzerine kısa bir süre içerisinde yanıldığımı ve başımızda ciddi bir belanın dolaştığını anladım.

Daha ilk saatlerde bile çok açık görülüyordu ki, bu olaylar darbe bile denemeyecek  kadar haince, düşmanca ve işgalci zihniyetle yapılan bir ayaklanma faaliyeti idi.

Beş, altı saat geçtikten sonra oturdum ve “ Utanç Verici ” başlığı ile yerel yazılı basında ancak ertesi günü yayınlanabilen bir yazı yazdım. O yazımdaki giriş bölümünü bugün de üzerine basa, basa aynen tekrarlıyorum.

Millet’i ile karşı karşıya gelen,

Vatandaşına silah doğrultan,

Asker ve Polisi birbirine düşüren,

Kendi Polis’ini, Askerini ve Vatandaşını öldüren,

Meclisini bombalayan,

Emir Komuta ettiği askerini sokakta rezil eden,

Kim olursa olsun bizden değildir.

O ne insandır, ne vatanseverdir, ne de adam gibi bir askerdir.

Hainin, Devlet içinde beslenen alçağın ta kendisidir.”

 

Bu beladan Milletçe bir ders çıkaracağımızı düşünerek, yazımın sonunu ise aynen şöyle bitirmiştim.

“Tarihe kara bir leke olarak geçecek utanç verici bu felaket sırasında Milletimizin  göstermekte olduğu duyarlılık ve dayanışmanın, birlik ve beraberliğin sağlanması, demokrasinin geliştirilmesi ve Ülke sorunlarına çözüm bulunması yolunda da gösterilmesi dileği ile .”

 

Ülkeyi bölmeye, Millet’i birbirine kırdırmaya yönelik bu ihanet karşısında Milletçe gösterdiğimiz dayanışmadan güç alarak,

“Birlik ve beraberliğin sağlanması, demokrasinin geliştirilmesi ve Ülke sorunlarına çözüm bulunmasını”  temenni etmişiz ama ne mümkün. Çok geçmeden başlayan ayrıştırıcı siyasi söylemler yüzünden bu hevesimiz kursağımızda kaldı. Oy uğruna kendi taraftarını yaratma fırsatı birlik ve beraberliğin önüne geçiverdi.

 

Üzücüdür ki, anma etkinlikleri sırasında bile devam eden bu itici yaklaşım ve kutuplaştırıcı bu anlayışla;

15 Temmuz’da  Millet’e mal olmuş bir demokrasi mücadelesi ve direnişi, ne yazık ki tarihte 31 Mart Vakası dediğimiz ayaklanma gibi siyasi açıdan kullanılan ve bugün bile karşıt taraflarları olan bir meseleye dönüştürülmek istenmektedir.

 

Günümüz Miladi takvimine göre aslında 13 Nisan’da ( 1909) meydana gelen 31 Mart  isyanı, toplumda ve asker içerisinde güven ortamının sarsıldığı gerginliğin tırmandığı ve kutuplaşmanın yaşandığı bir dönemi fırsat bilmiştir. O dönemde toplum o kadar kutuplaştırılmıştır ki, isyan bastırıldıktan sonra dahi huzur ve güven ortamı özellikle siyasi açıdan hiçbir şekilde sağlanamamış ve İmparatorluk parçalanmaya giden süreçten kendini bir türlü kurtaramamıştır. Bugün halen isyan eden güçlerin arkasında kimlerin olduğu, İstanbul’da güvenliği sağlamaya gönderilen Avcı Taburlarının nasıl oldu da cephe değiştirip ayaklanmaya katıldığı ve Sultan Abdülhamid’in isyanı bastırma konusundaki  tutumunun tartışıldığı bu isyanın üzerinden yüzyılı aşan bir süre geçmesine rağmen, insanların vicdanındaki soruların birçoğuna tam cevap bulunamamıştır.

 

Günümüze ışık tutarak Ülkemizde güven ve huzuru sağlamak amacı ile, 15 Temmuz kalkışması ile birlikte  31 Mart Vakası da çok iyi incelenmeli ve siyasi açıdan dersler çıkarılmalıdır. Ancak, Ergenekon ve Balyoz gibi Türk Silahlı Kuvvetlerinin hedef alındığı, itibarsızlaştırıldığı ve Ülke ve Millet sevdalısı askerlerin

tasfiye edildiği bir dönemde FETÖ’cülerin kurduğu kumpasları bilerek ya da bilmeyerek ekran ekran dolaşarak büyük bir özveri ile savunan ve şu an yüz ve söylem değiştiren Reşat Petek gibi birinin başkan olduğu heyetlerle yapılan bir incelemenin gerçekleri ortaya çıkarması da mümkün değildir. Eğer Ülke’nin geleceği adına gerçekten ders çıkarmak, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek ve demokrasimizi geliştirmek istiyorsak bu hain kalkışmanın siyaset dahil tüm katmanları, Ülke ve demokrasi sevdalısı, tarafsız ve  tutarlı adamlarla bir daha, gerekirse bıkmadan bir daha inceletilmelidir. Ancak bu şekilde huzur ve güven sağlanacak ve 31 Mart Vakası gibi, geleceğe olayla ilgili karanlık ve şaibeli bir konu da bırakılmamış olacaktır.

 

Ülkesi, Millet’i ve Demokrasi uğruna kanını ve canını veren tüm Şehitlerimiz’e rahmet, Gazilerimiz’e sağlık dilerken, bir daha böyle kan ve acı dolu bir felaket  yaşamayacak dayanışma ruhuna kavuşmak dileği ile. 

Sağlıcakla kalın.. 

 

                                                                 15 Temmuz 2017

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Edirne\\\'nin İlk Ve Tek Yerel Televizyonu
© Copyright 2016 Edirne\\\'nin İlk Ve Tek Yerel Televizyonu. Tüm hakları saklıdır. Bu site Edirne Televizyonu haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır..
GÜNDEM
Edirne Temizlik
Edirne Perde
Edirne Web Tasarım
Edirne Reklam
SPOR
Edirne Toplu Sms
Edirne Taksi
SİYASET
Toplu Mail
Edirne Bakliyet
EĞİTİM
Edirne Temizlik
DÜNYA
Toplu Sms
Edirne otel
Anadolu Farm