EDİRNE’DEN ARDAHAN’A


Bu makale 2017-11-27 14:15:13 eklenmiş ve 701 kez görüntülenmiştir.
ALİ İHSAN GÜRCİHAN

Güzel bir söylem vardır şiir gibi, şarkı gibi.

“Edirne’den Ardahan’a, benim güzel bir yurdum var.

İster savaş ister barış, vermem ondan ben bir karış.”

Cahit Külebi ise bir başka güzellikte dizelemiş bu sevgiyi ;

‘‘Edirne'den Ardahan'a kadar bir toprak uzanır,
  Boz kanatlı üveyikler üstünden uçar
  Ardahan'dan Edirne'ye
  Edirne'den Ardahan'a kadar.''

Ya Ümit Yaşar ne demiş Vatan ve Millet sevgisi ile;

“Dolaştım Türkiye'yi mezar mezar,
  Zamana hükmeden taşlar gördüm
  Ta Ardahan'dan Edirne'ye kadar.
  Kesilmiş, fakat eğilmemiş başlar gördüm,
  Kolu bir yerde, bacağı bir yerde yatar.”

Aslında bizi bize anlatan, vatan sevgisini, ülke sevdasını, dayanışmayı ve kaynaşmayı  ifade eden siyaset ötesi, çıkar kokmayan, içten ve usta söylemler.

Birbirine 1700 km.ye varan mesafede en uzak iki kentimiz. Haritayı ortadan ikiye katladığımızda ise birbirine o kadar yakın, birbiri ile örtüşen ve hatta öpüşen iki sınır kenti.            

İşte ben şiirlerde geçen o coşku ve heyecan ile her iki ilde de, görev yapma şansını bulan insanlardan biriyim. Ardahan’da Tugay Komutanı, Edirne’de ise Tümen Komutanı idim. Hem de Millet adına doğuda Ardahan, Artvin, batıda ise Edirne, Kırklareli bölgesinde sınırlardan da sorumlu bir asker olarak o şiirlerdeki ruhu doyasıya yaşadım. Şairin dediği gibi sınırlar boyunca mezar mezar dolaştım, zamana meydan okuyan taş kışlalar içerisinde yaşadım .

Bir yanda Kafkas’ları, öte yanda Balkanlar’ı doya doya izledim, dinledim, kokladım ve de iliklerime kadar  hissettim. Gündüz hayal dünyamda, gece ise rüyalarımda 1800’lü,1900’lü yıllarda oralarda yaşayan, işgale uğrayan ve de göçmek zorunda kalan  dedelerimin ve ninelerimin neler  yaşadığını  hissetmeye, çektikleri acıları, köylerini, kadınları, çocukları korumak için dağlarda nasıl savaştıklarını anlamaya çalıştım. Zorlanınca ve de dayanacak güçleri kalmayınca hastalarını, yaralılarını ve de Şehitlerimizi bile sırtlayıp  doğuda Ardahan’a ve de batıda Edirne’ye ne zorluklar çekerek göç ettiklerini düşündüm. Şehitlerimizi gömüp toprağa bu sınır boylarını bize nasıl Serhat Kenti olarak bıraktıklarını anlamaya çalıştım.

Batıda görev yaparken Balkan kültürü ve sosyal dayanışmasını, doğuda görev yaparken ise Kafkas kültürü ve sosyal dayanışmasını yaşadım .

Biri’nin merkez  nüfusu 150.000, diğerinin ise sadece 40.000, birinin deniz seviyesinden yüksekliği 50 metre, diğerinin ise 1800 metre gibi çok farklı durumlar olmasına rağmen, Edirne ile Ardahan’ın birçok benzerliğine  tanık oldum.

Edirne’nin Meriç’i,Tunca’sı gibi, Ardahan’ın da bir Kura Nehri vardır.Ya taşar ovayı su altında bırakır haftalarca, ya da kış  gelir donar, her damlası buz olur aylarca. Kura nehri üzerinden  bir köprü geçer varır Kafkaslar’a, batıda bir köprü geçer Tunca, Meriç’i varır Balkanlar’a. Her ikisi de ulaştırır bizi bizden  bir yerlere ve de bizden kalanlara.

Birinin kaşar peynirini diğerinin beyaz peynirini tüm Ülke’de katık ederiz  sofralarımıza. Bir yerde Ata sporu cirit oynanır yaylalarda, öte yanda Ata sporu güreş tutulur çayırlarda.

Her iki kentte de görev yaptığım birliklerin bir çoğu zamana hükmeden taşlarla yapılmış kışlalar içerisinde idi. Ardahan’da Tugay Komutanlığı binası tarihi kale ile birlikte Kura Nehri’nin iki  kenarında Aziziye Kışlasının bir parçası idi. Edirne’de Tümen Komutanlığı binası ise hepinizin Müşirlik olarak bildiği, Belediye binasından iki yıl önce 1899’da hizmete giren Atatürk Meydanı’ndaki tarihi bina idi.

Hele bir de yakın tarihe bakarsak aynı kaderi paylaşan ve de gerek coğrafi anlamda gerekse tarih anlamında Türkiye’yi temsil eden iki Serhat Kenti’dir Edirne ve Ardahan.                            İşte 19 ncu yüzyılda aynı kaderi paylaşan Ardahan ve Edirne için o tarihi akıştan kısa bazı kesitler ;
1928-1829 Osmanlı Rus savaşı. Ruslar batıda Edirne’yi, doğuda ise Ardahan’ı alırlar. Edirne Andlaşması ile her ikisi de aynı anda işgalden kurtulurlar.

Halk dilinde 93 Harbi olarak bilinen 1877-78 Osmanlı Rus savaşında da her iki kent  yeniden Rus işgaline uğrar. Yeşilköy Andlaşması ile her iki vilayette Ruslara verilmesine rağmen bir yıl sonra Batılı’ların da baskısı ile yapılan Berlin Andlaşması sonucu Edirne özgürlüğüne kavuşurken, ne yazık ki Ardahan, Ruslar Birinci Cihan Harbinden çekilene kadar yaklaşık 40 yıl işgal altında kalır.1917 yılında  Brest-Litovsk Andlaşması ile o da özgürlüğüne kavuşur.

1912 yılında başlayan I nci Balkan Harbi sırasında Şükrü Paşa’nın komutasında kahramanca savunulan Edirne altı aylık bir safalet sonucu ne yazık ki 1913 Mart’ında Bulgarlar’a teslim edilmek zorunda kalınır. Dört ay sonra II nci Balkan Harbinde çıkan fırsatlardan istifade ile Temmuz 1913’de Edirne geri alınarak işgale son verilir.

Edirne’nin son işgali ise, Mondros Mütarekesine göre, 25 Temmuz 1920 yılında Yunanlılar tarafından yapılır ve yaklaşık iki yıl sürer. 14 Ekim 1922'de yürürlüğe giren Mudanya Mütarekesine göre de Birliklerimiz 25 Kasım 1922'de Edirne'ye ayak basar. İşte kutladığımız gün bu gündür.

Ardahan ise, 1918 yılında Mondros Mütarekesi’nin yarattığı işgalci atmosfer içerisinde İngiltere’nin himayesinde Ermeni saldırılarına uğrar. Öte yanda Gürcüler tarafından da işgal edilir. Kazım Karabekir Paşa komutasındaki kuvvetler Şubat 1921’de işgale son verir ve Edirne’den bir yıl önce özgürlüğüne kavuşur.

Yakın tarihimizde yaşanan bu gerçekleri dikkate aldığımızda çok açıkça görülür ki; Osmanlı’nın iki eyaleti, bu günün ise iki kenti aynı düşman karşısında hastalıklar, ölümler, göçler ve sıkıntılar içerisinde ortak bir kaderi paylaşmışlardır.

Özellikle belirtmek gerekir ki ; her iki kentin vatandaşlarının  Cumhuriyet ‘e sadakat  ve Atatürk’ü anlama konusundaki duyarlılıkları ise gurur verici  bir başka benzerliktir. 

Kısacası ;

 “Edirne’den Ardahan’a” denen şiirler ve söylemler işte bu yaşananlar sonucu  ortaya çıkmış tarih kokan ,Vatan ve Ülke sevgisi ile kucaklaşan anlamlı ve kıymetli söylemlerdir.  

Edirne’nin kurtuluşunu andığımız böyle bir günde Vali’mize ve Belediye Başkanımıza  ifade etmek isterim ki ;                         Benzer değerleri ile birbirini çağrıştıran bu iki Serhat Şehri’nin KARDEŞ ilan edilmesi ve ilişkilerin geliştirilmesi dayanışmanın ötesinde her iki kent açısından da Türkiye’ye örnek bir coşku ve hareket yaratacaktır. Ve İnanıyorum ki bu gerçekleşirse işte o zaman “ Edirne’den Ardahan’a benim güzel bir yurdum var” söylemi gerçek   anlamına ulaşacak  ve iki kent birbirine şiirden de öte birşeyler katacaktır .

 

Kurtuluş günlerinde ve Cumhuriyet Bayramında her iki ilden öğrencilerin ve folklor ekiplerinin karşılıklı ziyaretleri ile bu temennimin ilk adımının gerçekleştirilmesi dileği ile. 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Edirne\'nin İlk Ve Tek Yerel Televizyonu
© Copyright 2016 Edirne\'nin İlk Ve Tek Yerel Televizyonu. Tüm hakları saklıdır. Bu site Edirne Televizyonu haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır..
INSTAGRAM
Edirne Televizyonu Instagram Profili
KARİYER
ADAŞ TRAKYA GİYİM
TWITTER
Edirne Televizyonu Twitter Profili