ŞÜKRETMESİNİ BİLMİYORUZ NE YAZIK Kİ..


Bu makale 2018-03-26 10:18:18 eklenmiş ve 258 kez görüntülenmiştir.
İ. Melih Yurduseven

Ağlaşmak ve şikayetçi olmak alışkanlık haline geldi ne yazık ki.

Yaşamımızda hep yukarıdakileri görmeye,aşağımızda olan ve bizden kötü durumda olanları görüp şükretmeyi maalesef bilemiyoruz.

Daha önce de bu konuda köşe yazıları yazmıştım ve insan yaşamında şükretmenin ve memnuniyet ifade etmenin ne kadar güzel bir duygu ve haslet olduğunu vurgulamaya çalışmıştım.

Ama ne yazık ki;hala bu alışkanlığı terk edemiyoruz bir türlü.

Hiç kimse durumundan memnun olduğunu ifade eden tek cümle dahi kullanmıyor nedense.

Şikâyet edecek durumu olmayıp herşeyi tıkırında olanlar bile.

Dedim ya ağlaşmak ve durumundan hoşnut olmadığını ifade etmek sanki alışkanlık haline geldi toplumda.

Şükürsüz bir toplum olduk vesselam.

"Allaha şükürler olsun" diyene az rastlanıyor nedense.

Elbette maddi ve manevi açıdan sıkıntı teşkil edecek durumlarda yaşıyoruz.

Hani bir söz vardı ya; “kapısında domuzu eksik” söylemine uygun bir seviyede olan kişiler de bile hamd etme ve şükretme gibi bir alışkanlığı görmek mümkün değil.

Eskiden öylemiydi?

Yokluk ve yoksulluğun yaşandığı yıllarda bile insanlar bulunduğu durumundan ve halinden şikâyetçi olmak yerine hakkına razılık gösteren ifadelerle şükrederlerdi ağlaşmak yerine.

Şimdi bolluk ve bereket içinde olanlar bile halinden şikâyetçi oluyor.

Oturduğu evin haricinde 2. ve 3.evi dahi bulunan, kapısında birkaç yılda bir model ve marka değişikliği yapılan arabası olan, tatile nereye gitsem de daha iyi dinlensem hesapları yapanlar bile ekonomik durum ile ilgili bir soru sorsanız, fakir fukaradan daha çok ağlaşıyor..

Eskidendi o üreten ve evinin ihtiyacını karşılayan çiftçi ailesi.

Köylü ve çiftçi, ıspanağı da, yumurtayı da, soğanı da,patatesi de benim gibi pazardan alıyorsa, köydeki evinin arkasında bomboş duran 2 dönüm bahçeyi hiçbir şey ekmeden bomboş bırakıyor ise biz hazırcı bir toplum olmuşuz demektir.

Hangi çiftçiye mikrofon uzatsanız veya soru sorsanız, en çok verim aldığı anda bile “Allah bereket versin verimimiz çok iyi şükürler olsun” sözcüğünden önce, “mazot pahalı, gübre aldı başını gidiyor, bu şekilde zarar ederiz içinden çıkamayız” serzenişlerini duyarsınız.

Bunları söylerken çiftçilerimizin durumlarının iyi olduğunu söylemiyorum elbette.

Çiftçilerimiz teknolojinin gelişmesi ve modern ekipmanların çıkması ile kısa sürede çiftçiliği bitirebiliyor ama geri kalan boş zamanlarda alternatif ürün yetiştirme alışkanlığı olmadığı için süreci tam anlamı ile değerlendiremiyor.

Seracılık yok denecek kadar az.

Bunun sebeplerinden biri de yazdığım gibi yaşam şeklinin değişmesi aslında.

Buna hakları olmadığı anlamı da çıkması sakın.

Her şeye layık onlarda elbette.

Bir kere Büyük Atatürk’ün “milletin efendisi” dediği çiftçi kardeşlerimin yaşam tarzının diğer insanlardan aşağı kalır yanı olmasını düşünmek bile haksızlık hatta vefasızlık olur.

Devlet desteği olarak kendilerine ödenen paradan da memnun değiller sanırım.

Geçtiğimiz günlerde çıkan ve çiftçinin kullandığı "mazotun yarısı devletten" uygulaması ile ilgili bir paylaşım görünce yine ne kadar şükürsüz olduğumuzu göstermek adına paylaşmak istedim.

Bakın ne diyor yetkili bir çiftçi;"Hükümetin “mazotun yarısı devletten” sözü de sevindirici olmuştu, ama yine sevinemedik. Zira, çiftçimiz tarımsal üretimde 3,5 milyar litre mazot kullanmaktadır. Mazotun 2017 yılı ortalama fiyatı 4,84 TL olarak hesaplanabilir. Bu durumda çiftçimiz kullandığı mazota yaklaşık 17 milyar TL ödeme yapmıştır. Bu miktarın yaklaşık %60’ının vergi olduğu düşünülürse yaklaşık 10 milyar TL’lik kısmı vergidir. Yani, 2017 yılında çiftçiye verilen 12,7 milyar TL’lik tarımsal desteğin 10 milyar TL’lik kısmının, çiftçinin tarımsal üretimde kullandığı desteklerden sadece biri olan mazotun vergisi ile geri alındığı açıktır. Deyim yerindeyse “kaşıkla verilen kepçeyle geri alınmaktadır”.

Peki be kardeşim,şayet bu yardım verilmeseydi vergi yine alınmayacakmıydı?

Sen hem mazot parasını hemde vergiyi cebinden ödemeyecekmiydin?

Hiç değilse mazot parasının yarısını alman senin için bir kar değil mi?

İşte şükürsüzlüğümüz yine ortaya çıkıyor her zaman olduğu gibi.

Bu tür konularda siyasi düşüncenin de doğru olmadığı kanaatindeyim.

Senin görüşünde olmayan bir hükümet ağzı ile kuş tutsa sana yaranamaz demek ki.

Halbu ki; öyle çiftçiler tanıyorum ve kendileri ile konuşuyorum da şayet devletin verdiği mazot ve devlet desteklerini başka hiçbir amaç için kullanmazda, sırf mahsul ekimine hazırlık için harcarsam hiç cebimden para çıkmıyor diyorlar.

Doğrumudur yanlış mıdır bilmem ve anlamam da zaten.

Ama bu işi yıllardır sistemli bir şekilde yapan insanların ifadesi böyle.

Tavuk su içer Allah’a bakarmış.

Her şey insanların istediği gibi veya hayal ettiği gibi olmuyor maalesef hayatta.

Ama birazcıkta olsa şükretmesini ön plana çıkarmak gerekir diye düşünüyorum.

Bakın, yaşamınızda hep yok yok deyip ağlaşan insanların beti bereketi olmamıştır.

Şükretmek Allaha karşıda şükran ifadesidir ve çok önemlidir.

Çok şükür bu günümüze deyin o bile yeter……

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Edirne\'nin İlk Ve Tek Yerel Televizyonu
© Copyright 2016 Edirne\'nin İlk Ve Tek Yerel Televizyonu. Tüm hakları saklıdır. Bu site Edirne Televizyonu haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır..
INSTAGRAM
Edirne Televizyonu Instagram Profili
KARİYER
ADAŞ TRAKYA GİYİM
TWITTER
Edirne Televizyonu Twitter Profili