Yes Yes Edirne Burası
Gut, Gut… Edirne Çok Güzel!
Turizm şehri Edirne’ye alış veriş yapmak ve gezmek için gelen yabancı turistlerle “Yurdumun insanı” satış elemanlarımızla, garsonlarımızla geçen ilginç ama güzel diyaloglardan bir kesit sundum.
Yarı Türkçe, yarı yabancı dilde ve el kol hareketleriyle, yüz hatlarımızla ilimize gelen Turistlerle anlaşmaya çalışıyoruz.
Onlar konuşuyor..Gülüyor..
Biz konuşuyor..Gülüyoruz..
Sonuçta el kol ve dudak okuma yöntemleriyle çok iyi anlaşıyoruz.
Ama yetmiyor…
Öyleyse ne yapmalı?
Yabancı dil kurslarını arttırmalıyız.
Başta ETSO ve Esnaf Dernekleri hemen yabancı dil kursu açacak.
Ama bu kurslara katılma zorunlu olacak.
Katılanlara birer belge vereceksiniz.
İş yeri sahibi, çalışanı, taksicisi, otoparkçısı, tuvaletçisi ve turizm ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri, temsilcileri mutlak suretle bir yetkili eleman görevlendirecek veya bu kurslara kendisi katılacak.
Böylelikle esnaf vatandaşımız, turistin ne istediğini de anlamış olacak,
Bu sayede de vatandaşımız anladığını anlatsın.
Alış verişte yanlışlıkla olsa bile ne aldansın, ne de aldatsın.
İnsanoğluna, bizlere bu kadar yabancı dil yeter.
Sonra….
Sonrası ise bu yönde en çok sıkıntı yaşanılan yer lokantalar..
Lokantalarımızın ve lokanta ayarında olan işyerlerimizin %99’unda sattığı yiyecekleri içeren fiyatlarını gösteren “Menü” listesi yok.
Bu sadece yabancı turistler için değil, yerli turistler içinde geçerli bir sorun.
Lokantaya gidiyoruz.
Garson soruyor; Ne yersiniz?
Müşteri; Neler var?
Garson; Ne isterseniz var.
Müşteri; Öyleyse bize Bıldırcın etinden kapama, ortaya tavşan yahni, biraz tuzlu balık ve ahtapot salatası, içecek olarak da bira, şalgam suyu bir de kırkımızı şarap.
Garson şaşırmış vaziyette masadakilere ve etrafındakilere bakarken, müşteri soruyor?
“Birde bunların fiyatını bize söyler misiniz?” der.
……..Bu ve buna benzer olayları siz de, bir tanıdığınızda mutlaka yaşamışsınızdır.
Sonuçta hem satıcı hem müşteri olacak her iki tarafta mağdur olup, üzülmüşlerdir.
İşte böyle olayları yaşamamak için her iş yeri sahibi sattığı ürünleri ve karşılarında fiyatlarını gösterir bir menü listesini her masaya koymalıdır.
Gerekirse İngilizce, Bulgarca ve Yunanca’da birer menü listesi hazırda tutup, yabancı müşteriye bunu sunabilmelidir.
Vitrinlerimizde, raflarımızda, ürünlerin üzerinde mutlaka fiyatını belirten bir etiket bulundurmalıyız.
Bunlar yapılamayacak ve yük getirecek işler değildir.
Güvenli, yenilikçi ve itibarlı bir esnaf değişimi gerçekleştirmek zorundadır.
Çünkü AB; belki Türkiye’yi 25 sene sonra birliğe alabilir.
Ancak Trakların uzantısı olan Edirne’yi 5 sene içinde Türkiye’nin bir uzantısı olarak denemek için bile olsa kendi saflarında görmek isteyebilirler.
Bu bakımdan Edirne ve Edirneliler artık yüzünü Avrupa’ya dönmek zorundadırlar...
Hiç olmazsa İngilizce, Yunanca ve Bulgarca “Hoş geldiniz Avrupalılar” diyebilmeliyiz...






>
>
>
>
>
>
>