Taş
Biz Türklerin dünyadaki bir unvanı da “şair millet” tir.
Belki duygulu bir ulus olduğumuz için belki de Türkçe’nin şiire çok yatkın bir dil olduğu için “şair millet” diye de anılırız.
Bu yüce ulusun naçizane bir ferdi olarak bu şiir tutkusu bende de var.
Hatta biraz da fazlaca var.
Hiç unutmam ilk şiirimi ilkokul 2. sınıfta yazmıştım. (1953)
İlk iki mısra, hala aklımdadır.
“Kedimin adı Tekir/ sahibi de ben Bekir” diye gidiyordu.
Daha sonraki yıllarda şiirle daha iç içe olduk.
Çocuk şiirleri yazdık. Çocuk şarkıları besteledik.
Bilgi ve becerilerimiz geliştikçe daha kalıcı eserlere imza atmak nasip oldu.
Bir “Edirne Türküsü” ve bir “Kırkpınar Marşı” nı yazıp bestelemeyi Cenab-ı Allah naçizane bize nasip etti.
1961-1964 Rize’de okullar arası şiir okuma yarışmaları yapılırdı. Şimdi adını unuttuğum Rize Lisesinden bir erkek öğrenci hep birinciliği kazanır bana da hep ikinci olmak kalırdı.
O Iğdır’lı arkadaşımın okuduğu “Taş” isimli şiiri geçenlerde Edirne’ye konuk olarak gelen yaşlı öğretmen abimden not ettim.
Eksiği olabilir. Ama bu haliyle dahi okuyunca etkileneceğinizi umuyorum.
TAŞ
Taş...
Sana dilsiz ruhsuz dediler
Merhametsiz kalpleri sana benzettiler
Halbuki senindir değirmendeki beste
Sana yanılır dert
Sana vurulur baş.
***
Milyonlarca yıl taptığı taş
Çeşmeler kemerler senden yapılır
Senden yükselir Allaha uzanan baş
***
Allah bir gün insanları taş edecekmiş..
Görmedim ama inanırım
Hatta bir gün gökten yağacaksın sanırım.
***
Taşlardır baki, taşlardır ebediyet.
Taştan başka ne bırakır tarihe medeniyet
İnsan oğlu taş olur baş yarar
Taşı üst üste kor ev yapar.
***
Yatırılır birgün şehrin musalla taşına
Yine bir taş dikilir başına
Bu taştır insan oğlundan baki
Üstünde bir tarih,
Bir fatiha...
Bir hüvel baki...






>
>
>
>
>
>
>