9 Eylül
9 Eylül
Önemli bir tarih.
İzmir’in düşman işgalinden kurtuluş tarihi olduğu gibi, Ulu Önder Atatürk’ün kurduğu CHP’nin de doğum günü.
Bu yıl farklı yaşandı 9 Eylül tarihi.
İzmir’in kurtuluşu geçmişte yaşananlardan çok farklı değildi belki ama, CHP’nin kuruluş yıldönümü olukça farklı eylemlerle kutlandı.
Günler öncesinden ilan edilen 999 projesini en iyi pasifize edecek karşı eylem ne olabilirdi ?
Elbette Ata’nın huzuruna çıkmak.
9 Eylül tarihinde tüm CHP’liler Atanın huzurunda yani Anıtkabirde toplanacak talimatını verdiğiniz de iş hallolmuş olur.
Bu talimata Cumhuriyet mitinglerinin organizesini yapan dernek ve örgütlerde emir telakki ederek icabet edince iş daha da kolay oldu tabii ki.
Nitekim, 9 Eylülde toplanan kalabalığı durdurmaktan çok susturmak çok da kolay olmadı.
Sessizlik ve sükunete alışık Anıtkabir, bir manada seçim propaganda alanlarına döndüğünde şaşkınlık daha da arttı tabii ki.
Aslında bu ziyarete partili olmayan insanlarda katıldı şüphesiz.
Çünkü söz konusu olan bu ülkenin başkomutanı ve kurtarıcısı Atatürk’ü ziyaretti.
Bildik sloganlara benzer ifadelerin yer aldığı şeref defterine yazdığı yazıyı okurken Baykal için Mustafa Sarıgül’ün söylemleri geldi gözümün önüne.
Gerçektende yüzü yok muydu Atanın huzuruna çıkmaya ?
Gerçektende CHP’yi göreve geldiğinden beri küçültüyor muydu Baykal?
Mesela, partinin kuruluş yıldönümünde Ata’ya “Ben kurduğun bu partiyi ülkenin en büyük partisi olarak daha da büyütmeye ve yüceltmeye devam edeceğim” şeklinde ifadeler kullanmayı ne kadar isterdi acaba.
Veya; “Kurduğun ve bizlere emanet ettiğin CHP daha birkaç yıl önce kurulmuş 6 yıllık bir parti karşısında büyük başarısızlık yaşadı, bize yol göster de partimizi iktidara taşıyalım ulu Önder” diye yazmak geçer miydi aklından acaba.
Geçse de yazacak durumu yoktu elbette.
Olumsuzlukların hepsi ortada olduğu bir zamanda ancak 50 yıldan beri yazılanlardan farklı şeyler yazamazdı ve yazamadı da Baykal.
“Laikliğin koruyuculuğunu yapıyoruz, Cumhuriyet’in savunuculuğunu yapıyoruz, iç ve dış tehlikeler karşı koruma görevimizi en iyi şekilde yapma gayreti içinde olacağız” gibi söylemler ancak yazılabilirdi ve onlar yazıldı şeref defterine.
Bir tek kazanç oldu o da, Baykal’ın etrafındakilerin sayısı Sarıgül’ünkinden daha fazlaydı.
Ama bu kalabalık Baykal’ı sevdiği için değil, Atatürk’ü sevdiği için toplanmıştı büyük ölçüde.
Bana göre eylemler 9 Eylül ile sınırlı görünmüyor CHP de.
999 projesinden sonra şimdide 12’ler hareketi ciddi anlamda örgütlenerek ortaya çıkma hazırlığı içinde.
Onların haricinde de Hikmet Çetin, Zülfü Livaneli gibi isimlerin yer aldığı ağır topların hareketi de ne zaman ve şekilde tezahür edecek belli değil.
Ama olacağı kesin.
Aslında bu partiyi yıpratmanın veya yıpratılmasına vesile olmanın ne anlamı var.
İstenen nedir CHP’de ?
Başarılı olamayan kadronun işi bırakması değimli mi?
Peki yanlış mı?
Mustafa Sarıgül’ün açıkladığı başarısız tabloda bir yanlışlık var mı?
Yok bana göre de.
Sarıgül’den bahsederken, onun da CHP ye merhem olmayacağını yazmıştım önceden.
Desteklediğim tek tarafı Baykal’ın CHP başından ayrılması için yapılan mücadelesi.
Çünkü her geçen gün küçülen bir CHP’nin küçülme nedeni olarak Baykal gösteriliyor ve başarıyı elde edebilmenin tek şartının Baykal’ın gitmesi olduğu belirtiliyor.
Doğru mu yanlış mı en iyi kararı bu partinin içindekiler verecektir şüphesiz.
Bizim ki sadece temenni.
İnşallah bu seslere kulak asma düşüncesi hakim olur kafalarında.
Bize göre dert değil.
Dert değilse neden ilgileniyorsun? diyenleriniz vardır herhalde.
Söyleyeyim..
Çünkü bu parti Atatürk’ün kurduğu parti.
Ve ben, Ulu Önderi, bu partinin içinde olan çok kişiden daha çok seviyorum ve anıyorum….






>
>
>
>
>
>
>