Dede başkan
rdım zaten.
Başkanımız hep genç takılır yaşamında bildiğimiz kadarıyla.
Neyse dede veya büyük baba, her ikisinin de çıktığı kapı ayni.
Kendisini tebrik etmek için hemen aradım.
Çünkü bu duyguyu 15 yıl önce yaşamış ve hayatında 4 kez tatmış biri olarak ne kadar hoş ve gurur verici bir durum olduğunu çok iyi bilirim.
Ama başkanın telefonu çalmasına rağmen açılmadı bir türlü ve geri dönüşte olmadı.
Aslında arama amacım buydu.
Başka bir şey içinde aramam zaten.
Hele hele bir istek nedeniyle.
Bu nedenle bu duygunun tadını ve mutluluğunu bilen biri olarak kendisini kutlamak için köşemde yer verdim bu konuya.
Allah analı, babalı, dedeli, hısım akrabalı büyütsün inşallah. Ülkemize hayırlı evlat olsun.
Genç kardeşlerimize de evlatlarıyla nice uzun ömürler versin yüce yaradan inşallah.
Geçenlerde başkan ile ilgili bir haber çıktı yine.
Hem de gündem yaratacak cinsten bir haber.
Ama çok da rağbet görmedi aslında.
“Başkan Sedefçi Ak Partiye geçiyormuş”
Alakası ve aslı astarı olmayan bir yakıştırma olduğu ilk anda anlaşılabilecek bir dedikodu aslında.
Bazılarına göre bu haber sırf gündem oluşturmak için ortaya atılmış bir haber, bazılarına göre de başkan veya başkanın adamları tarafından çıkartılmış bir haber.
Her ikisi de olabilir.
Ama tek doğru var o da olması mümkün olmayan yanlış bir yakıştırma.
İkisi de olabilir dedim, çünkü bu günlerde belediye başkanlığı seçimlerinin öne alınması gibi bir çalışma var herhalde Ak partide.
Bu konuda fikir alışverişinin yapıldığı toplantılar yapılıyor herhalde Ankara’da.
Nasıl bir karar alınır bilinmez ama en kötü ihtimalle zamanında bile yapılsa çok fazla bir zaman kalmadı.
Gündemde kalmak düşüncesi hakim olabilir her zaman.
Tercih edilen bir kişi olarak görünmekte her zaman avantaj sağlar insana.
Bir çok partinin aday göstermek istediği kişi olarak lanse edilmek herhalde herkesin arzu ettiği bir durumdur.
Böyle olmasa bile öyle görünmekte siyasi bir kazançtır.
Bu nedenle bu da mümkündür.
Olabilir diyorum, çünkü günah almak istemem.
Gerçekten de çıkan haberle hiç mi hiç ilgisi yoktur başkanın.
Aslında bu tür konular başkana yarıyor da .
Mesela 2004 yılı seçimleri öncesinde Cem Uzan ile yaktığı Kakava ateşi sonrasında ayni söylemler ortaya atılmış ve “Sedefçi, Genç partiden belediye başkan adayı olacak” söylemlerine yine ayni cinsten cevaplar vermişti.
“Ben CHP ile doğdum, CHP ile var oldum”
Doğduğu biraz şüpheli de var olduğu gerçek.
Bu dedenle başkana yaramıştı bu dedikodular ve başkan Belediye başkanlığını kazanmıştı.
Şimdi eklediği bir husus var. “Taş yerinde ağırdır”
Çok doğru bir söz elbette.
Zaten başkanın ağırlığı 2004’e göre artış gösterdi aslında.
Dönerci dükkanın önünde eşi ile birlikte oturup geçim derdi içinde olan biri değil artık Sedefçi.
Bir çok kişinin yanına bile sokulmayarak vefasızlık yaptığı ve sadece Serdar Yalçıner gibi gerçek dostlarının sahip çıktığı kişi değil artık Sedefçi.
Parası olmayan ve seçimlerde gerekli olan maddiyatı nasıl bulacağım düşüncesi içinde olan bir kişi değil artık Sedefçi.
Tam tersi şu anda.
O gün olmayanlara sahip şu anda.
Tabii ki bu da güç ve ağırlık demektir.
Vatandaşın belediyenin borcundan, gayri menkullerinin satılıp satılmadığından çok haberi yok.
Umuru da değil zaten.
Göze hoş görünen bazı düzenlemeler onun karar vermesine yeterli olabiliyor.
Bunu bildiği için de başkan Sedefçi’nin yaptıkları hep bu doğrultudadır.
Bu da bir ağırlık unsurudur.
Sözün özü şu ki, 4.kez başkan olmak arzusunda olan ve bunu açıklayan Sedefçi ile mücadele 2004’e göre daha zordur ve meşakkatlidir.
Hangi parti olursa olsun bu zorluk ile karşılaşacaktır.
İktidar partisinin bir avantajı elbette Sedefçi’yi zorlayacaktır.
Belediyeyi bu kez iktidar partisine teslim etmeliyiz diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor bu günlerde.
Hele hele 22 temmuz seçimleri sonrasında ülke genelinde elde ettiği başarılar, Edirne seçmenini de düşünceye sevk ediyor.
Sadece yapılacak şey, Ak partinin adayı şudur diye açıklama yapıldığında, insanların “Ha.. İşte bu adam bu işi yapar, bu adam ile bu işi bitiriler” dedirtecek bir adayı belirlemek.
O kadar.
Çok kolay olmasa da bu iş o zaman biter.
Bu nedenle aday seçimi çok önem arz ediyor.
Aday olmak isteyenler de, önce kendilerini tartarak “Ben bu işi gerçekten yapabilir miyim? Benim gücüm nedir? Ben bu işe layık mıyım?” sorularını kendilerine sormalıdırlar.
Bu konularla ilgili o kadar çok yazacaklarımız var ki,inşallah zamanı gelince sizleri aydınlatma görevimizi en iyi biçimde yerine getirmeye çalışacağım.
Melih hocanın bu konuda daha 2004’ten size borcu var.
O kadar suskun kalarak çekimser durmanın yanlışlığını anladı Melih Hoca.
Gözün aydın, kolay gelsin “dede” başkan.
Ben sana dedeliği çok yakıştırıyorum çünkü……






>
>
>
>
>
>
>