Geçmiş Olsun Allah Kurtarsın
Beş günden beri, Edirne’nin gündemini meşgul eden bir konu hakkında, nasıl olurda bir kelime dahi yazmıyorsun? diyenler için birkaç cümle yazayım dedim.
Soruşturmanın devam ettiği,bağımsız yargının görev başında olduğu bir süreçte bu çok önemli konu hakkında yazmanın ve yorum yapmanın çok ta doğru olmayacağını düşündüğüm için yazmadım.
Yazsaydım ne yazardım..
Bir kere,hukuk devletinde yaşayan herkesin,hukuka ve onun üstünlüğüne inanması gerektiğini yazardım.
Bir konuda araştırma ve soruşturma sonucu tahkikat yapan ve bu tahkikatın gereği olarak muhatap kişileri göz altına alan,emniyet ve yargı mensuplarını,hükümetin bürogratı olarak lanse etmenin yanlışlığını yazardım.
Bu lanse edişin,hiçbir yarar sağlamayacağını,hatta olumsuzluklar bile doğurabileceğini yazardım.
Edirne emniyetinin ve mensuplarının tutuklu bulunan belediye başkanı ve diğerlerine gösterdikleri iyi niyet ve olumlu tavırların daha önceki tutuklamaya göre daha iyi oluşunu yazardım.
Daha önceki tutuklamaya göre bu tutuklamada, çok sayıda partilinin kendisini desteklemesinin sebebinin, Belediye başkanlığı unvanına sahip oluşundan mı, yoksa bu kez suçsuzluğuna inandıklarından mı kaynaklandığını sorardım.
Keşke bu filmi, bir kere daha görme şanssızlığını yaşamasaydı Edirne’miz derdim.
Hukuk, gerekli incelemeyi ve araştırmayı yaparak, başkan ve diğer kişilerin tutuklamasına karar vermiş olduğuna göre,daha söyleyecek bir sözümüz olmaz sanırım.
Çünkü,çağdaş,laik Edirne’liler olarak,Cumhuriyetin kazanımlarından olan hukukun, üstünlüğüne inanan ve onun verdiği kararı saygı ile karşılamasını bilen insanlarız.
Şayet bu gün savunduğumuz ve en büyük Cumhuriyet kazanımlarından biri olarak kabul ettiğimiz Hukuk ve onun temsilcileri hakimlerimiz olmasaydı, bu gün “hukukun verdiği kararda boynumuz kıldan incedir” sözü yerine, hala “şeriatın kestiği parmak acımaz” atasözünü kullanıyor olurduk.
Geçmiş olsun ve Allah kurtarsın başkanım.
Her şeye rağmen, içimizde bir eziklik ve burukluk yaşadığımı söylemek isterim.
Çünkü, ben insanım ve birisinin kötülüğünü istemek gibi, onun düştüğü kötü duruma sevinecek kadar kötü ve sevimsiz yapıya sahip değilim.
Bu olayda en dikkat çeken Ahmet Özal’ın, tahliye kararı verilip salındıktan sonra söylemiş olduğu “siyasete başlıyorum ve en kısa sürede ANAP’ın başına geçiyorum” sözleri oldu.
İki günlük bir sorgulama sayın Özal’a neden Genel başkan olma gereğini hatırlattı pek anlayamadım doğrusu.
Acaba,böyle bir titri olsaydı,bu tür muamelelere maruz kalmayacağını mı ima ediyordu,yoksa seçimlere girerek yeniden milletvekilliği zırhına girme gereğini mi hatırlattı bilemiyorum.
Bir sözü de,şu ki,o da çok manidar, “bu olayda o kadar çok şeyler duydum ve öğrendim ki,tarif edemem.Bunlar daha sonra açıklanacaktır” ayrıca bir sözü daha vardı ki, oda çok yoruma açık bir söylemdi. “hiç kimse Türk Adaletini aldatamadı”
Ne demekti,neyi kastediyordu bu sözleri ile sayın Özal,çok kişi de bunu anlamadı doğrusu.
Tutuklamaya neden olan gerekçeli kararı bilmememize rağmen, herkesin, işin başından beri söylediği “Hanefi Avcı,bir işe el atmış ise mutlaka kesin delillere sahiptir” sözü de gerçek çıkmış oldu.
Bu konu ,Türkiye gündemine oturarak Edirne isminin yurt içinde ve dışında olumsuz bir imaj ile duyulmasına neden oldu ve bizleri üzdü.
Dileriz ki,bundan böyle hoş olmayan bu tür olaylar yaşanmaz ve Edirne ismi daha güzel ve olumlu haberler ile tüm dünyada anılan il olur.
İnşallah…..






>
>
>
>
>
>
>