Görünen Yüz
İnsanoğlunun dikkat ettiği,değer verdiği ve bakım yaptığı kısım daima nesnenin görünen yüzü oluyor nedense.
Vücudumuz da,evimiz de,mahallemizde,şehrimiz de hep böyle olmuyor mu?
Görünmeyen kısımları, ya arka plana iterek daha sonra yapmayı planlarız,ya da hiç yapmadan bırakırız.
Mesela,evlerimizin ön cephelerini her zaman en güzel malzeme ile şekilli ve göze hoş motifler ile süsleriz.
Neden?Çünkü herkesin gördüğü yerdir orası da ondan.Arka cephe,sade beton sıva ile kalsa da olur.
Ön bahçelerimiz daima bakımlı ve çiçekler ile donanınmış hale getirildiği halde,arka bahçelere pek fala değer vermeyiz nedense.
Bu düşünce ve anlayış maalesef şehircilikte de kendini ön plana çıkarır her zaman.
Muhtarlar bile köy meydanlarını ve insanların kullandıkları güzergahları çok güzel ve bakımlı hale getirdikleri halde,kenardaki cadde ve sokakları geri plana atarlar çoğu zaman.
Bu durum belediyecilikte daha da etkin biçimde kendini gösteriyor nedense.Nereye giderseniz gidin,şehrin görünen yüzü daima bakımlı ve donanımlı,kenar mahalleler bakımsız ve harap bir vaziyettedir.
Edirne’si de böyledir,Kırklareli’si de böyledir,Tekirdağ’ı da böyledir,Lüleburgaz’ı da böyledir,hatta İstanbul’u ve Ankara’sı da böyledir.
Başkanlar şehrin hep görünen yüzüne itibar ederler.
Takım elbise,gömlek kravat güzel olsun da iç çamaşırı nasıl olursa olsun misali.
Bütün yatırım ve bakımlar görünen yüz olan,insanların gelip geçtiği ve en çok gezindiği yerlere yapılır,düzenlemeler elit tabaka dediğimiz kalbur üstü insanların yaşadığı mahalle ve semtlere yapılır ama kenar mahalle dediğimiz,sosyo ekonomik yönden güçsüz durumda olan insanların yaşadığı mahallelere, ya bakılmaz bile,yada göstermelik olsun diye aldatmacalık bir şeyler yapılmaya çalışılır.
Bunu,güzel Edirne’miz de de görmek ve yaşamak üzücü elbette.
Elbette bütçeyle ilgili de olabilir.El ermiş olsa,belediye başkanları o semt ve mahallelerimize de gereken önemi verirler diyebilirsiniz elbette.
Ama neden görünen yüz olarak oralar kabul edilmez de,hizmeti ve güzellikleri o insanlar yaşamazlar öncelikle.
En basit bir örnek;Edirne çöğlüğü,Yeniimaret ve Yıldırım mahallelerini değil de,Fatih ve Kocasinan mahallelerini mağdur ve tehdit eden bir noktada olsaydı,o çöplük yüz kere kaldırılmış olurdu şimdiye kadar.
Neyse,bu gün Edirne’yi yazmak değildi niyetim.
Girişi yaparken ondanda örnek vermeye yöneliverdim nedense.
Lüleburgaz’dan ve Babaeski’den bahsedeceğim bu gün de.
Havalar düzelmeye başlayınca,insanın gezme ve dolaşma arzusu kabarıyor nedense.
Hafta sonu,Lüleburgaz ve Babaeski de gezdik.
Küçük yerler olunca,görünen yüzleri çabuk dolaşılıyor ve zamanı öldürmek adına biraz da kenar köşe mahalleleri dolaşmayı zorunlu olarak istiyor insan.
İşte söylediğim ve konu ettiğim durumlar.
İlçeleri görünen yüzlerine göre değerlendirdiğiniz de,söyleyecek lafınız yok.
Mükemmel bakım ve temizlikler görüyorsunuz.
Ama,o kenar mahalleleri dolaştığınız da,belediye hizmetlerinin eksikliğini görmeniz sizi üzüyor bir anda.
Yol mu,tarlamı inanın anlamak mümkün değil.
Bütün başkanlar,yaklaşan seçimlere yakın zamanı bekliyor olmalılar ki,şu anda hiçbir şey yapmıyorlar .
Seçimlere az bir süre kala,her yer asfaltlanacak,yollar ve caddeler şıkır şıkır olacak,geçmişte yaşanan sıkıntıları çabuk unutma gibi hastalığı olan insanlarımız da mevcut başkanların bu son rötuşları ile kendisini yeniden göreve getirecekler.
Öyle mi?
Yok öyle yağma diyenleri duyar gibiyim.
Lüleburgaz’ın eski yolu olan ve sanayi yolu olarak ta bilinen yolun üzerindeki tarihi köprünün altından geçen dere,adeta çöplük ve pislik yuvası olmuş.
Neden temizlenmez ve bakılmaz bilemem ama,benim tezim burada da haklılığını çıkardı bir kere daha.
Çünkü,burası Lüleburgaz’ın görünen yüzü değil.
Sevgili Emin Halebak başkanımı çok yakınan tanıyan bir olduğum için,onunda bu kurala yenik düştüğünü gördüğüm için üzüldüm doğrusu.
Ayni şekilde,Babaeski belediye başkanımız Haluk Tezsezer’in de,3.kez başkanlığı kazanmayı düşünüyorsa,görünmeyen yüzlere de itibar etmesi gerektiğini hatırlatmak isterim.
Çünkü, oda Basri Uzunca arkadaşım vasıtasıyla dost olduğum rahmetli Güngör Onat’ın damadıdır ve Trakya TV. deki görevim sırasında yakın ilişkiler içinde olduğum bir kardeşimdir.
Artık insanlar,görünmeyen yüzleri de gören,orada yaşayan insanları da insan sayan,göstermelik babalık yerine kalıcı ve gerçek babalık yapan başkanlar istiyor.
Bunu en iyi gözlemleyen kişiler gazetecilerdir.En iyi danışmanlık yapacak meslek mensubu da bunlardır ha….
Belediye başkan adayı olacak ve içinde bu sevda olan insanlara duyurulur.






>
>
>
>
>
>
>