Ana sayfa
Edirne'nin İlk veTek Yerel Televizyonu
Web Sitemize Hızlı Arama Özelliği Eklendi!
Artık ilişkili ve benzer haberleri okuyabilirsiniz...
Sitemize Haber Videoları bölümü eklendi!
Yeni yazı büyültme ve küçültme özelliği...

Haberler

  • Yayın Akışı
  • Haber Videoları
  • Bölgesel
  • Türkiye
  • Siyaset
  • Spor
  • Jenerikler
  • Köşe Yazarları
Ana sayfa Köşe Yazıları Melih Yurduseven köşe yazıları
  • Anasayfa
  • İletişim
  • Künye

Canlı Yayın

En Çok Oylananlar

  • Yeni
  • Hafta
  • Ay

En Yeniler

  • Devlet Yapımız (480 oy)
  • Siyasi Partilerde İnanmış Kadrolar (477 oy)
  • Bilim Adamları ve Din Alimleri (467 oy)
  • Barzani mi Tehlikeli PKK mı? (465 oy)
  • Avrupa Birliği ve Kıbrıs (464 oy)

Bu Hafta

  • Devlet Yapımız (36 oy)
  • Yolsuzlukların önemli bir nedeni mevcut sistemdir (32 oy)
  • Barzani mi Tehlikeli PKK mı? (27 oy)
  • Bilim Adamları ve Din Alimleri (26 oy)
  • Uyarıyoruz ideolojik mücadeleyi kazanmadan terör yok edilemez (25 oy)

Bu Ay

  • TBMM de yemin (136 oy)
  • Türk Dış Politikasında Liderler (131 oy)
  • Türkiye de ve Dünya da dengesizlikler devam ediyor (124 oy)
  • Medya iş dünyası ve siyasetçiler (104 oy)
  • Devlet Yapımız (95 oy)

İçerik paylaşımı

İçeriği paylaş
Yazıyı KüçültYazıyı BüyütNormale Döndür

Hıncal Uluçun özürü ve gazetecilik yanlışlığı

Melih Yurduseven kullanıcısının resmi
Melih Yurduseven tarafından Pzt, 19/11/2007 - 10:48 tarihinde gönderildi.
113
oyla

Gazeteciliğin duayeni,koskoca Hıncal Uluç bir yazısından dolayı özür diliyor ve “öylesi bir ayıp ve utanç zinciri” ifadesini kullanıyor yazısındaki hatadan dolayı.

Aslında Hıncal hocanın hatası,sadece muhabirine güvenip,ilgili kompozisyonu okumadan yorum yapması.

Peki güvenmesin mi ?

Elbette güvenmeli,aksi halde her gönderilen haberin kaynağına inerek inceledikten sonra yazacak ise,Hıncal Uluç’un hiç durmadan haber gönderilen yerlerde gezmesi gerekir ki,o da olmayacak bir durumdur.

O zaman yapılacak olan,muhabirlerin bu konuda eğitimli olmalarını sağlamak.Bir haber nasıl yapılır,haber kaynağına nasıl inilir ve kimlerden bilgiler alınmalıdır,haberde geçen konu ile ilgili dokümanlar nelerdir ve bunların birer fotokopilerinin gönderilmesi gerekmez mi ? sorularının cevabını kavramış muhabirler yetiştirmek gerekir.

Gerekir ki,mahcup olup özür dilemek zorunda kalınmasın.

Aslında bu bir örnektir ve çok önemli bir örnektir.

Bir gazetecinin yapmış olduğu haberdeki söylemlerin aslını bilmeden,sadece gazetecinin bilmediği bir konu nedeniyle açılan soruşturmaya dayanarak haber yaparsanız,işte böyle zor durumda kalırsınız.

Bu haberi gönderen muhabir,bahsi geçen kompozisyonu okumuş olsaydı veya bir suretini Hıncal Uluç’a göndermiş olsaydı,ne muhabir haberi böyle geçer,ne de Hıncal Uluç bu şekilde yorumlardı.

İşte gazetecilik başarısı,olay öncesinde bu kompozisyonu ele geçirip,tahkikattan çok,olaya vesile olan ifadelere göre haber yaparak göndermektir.

Perşembe günü Vali bey ile televizyon röportajı için makamına gittim.Röportaj sonrasında bu konuyu da açtı sayın Vali ve yanlışlığı dile getirdi.

Hıncal Uluç’u aradığını ve doğruyu kendisine anlattığını ve kompozisyonun bir fotokopisini de kendisine gönderdiğini söyledi.

Orada kompozisyonu okudum ve gerçektende olayın çok ama çok yanlış yönlere çekilerek saptırıldığını tespit ettim.

Vali bey üzgündü ve böyle asılsız ve araştırılmadan yapılan haberin doğru olmadığını söyleyerek sitemde de bulundu.

Ben de üzüldüm elbette.

Bu kompozisyonu bir öğrencinin,hele hele ilköğretim öğrencisinin yazması,hatta düşünmesi mümkün değil.

Hıncal Uluç’un özür yazısında belirttiği gibi,bir Yunan öğrencisi bu yazıyı yazmış olsa doğru kabul edilebilir çünkü ona böyle öğretiliyor.

Ama bir Türk öğrencisi,veya babası,veya öğretmeni dünyanın en büyük imparatorluklarından birini kurmuş ve Türk ismini üç kıtada duyurup izler bırakmış ecdadı hakkında nasıl böyle ifadeler kullanabilir.

Bizim aslımız bu değil mi?

Aslını nasıl inkar edersiniz ?

Bunu yazan,veya düzeltme yapan Türk öğretmeni nasıl böyle duygular için de olabilir?

Hepimiz Atatürkçüyüz,Türk milleti olarak ona bağlı ve borçluyuz elbette.

Onun ilkelerine,onun devrimlerine her zaman olduğu gibi bundan sonra da sahip çıkıp korumanın görevimiz olduğunu biliyoruz.

Ama hiçbir zaman,geçmişimizi ve ecdadımızı inkar ve yok sayamayız.

Türk milleti ve Türkiye devleti gökten zembille inmedi.

Bir geçmişi var elbette.Hem de şanlı bir geçmişi.

Her konuda insanlığa örnek olmuş davranışlar sergilemiş bir geçmişi olan milletin torunlarıyız biz.

Öğrencinin yazdığı iddia edilen kompozisyonda geçen cümlelere bir bakalım ve bunu bir öğrencini mi,yoksa Osmanlı imparatorluğunu kötü göstermeye çalışan ve içinde yersiz bir kin besleyen birine ait mi olduğunu siz anlayın.

Ve o zaman “Vahdetine hain dediği için soruşturma açıldı” söyleminin doğrumu yanlış mı olduğunu anlayın.Çünkü kompozisyonun içinde Vahdettin ile ilgili bir kelime dahi geçmiyor ve “hain “kelimesi tüm Osmanlı için kullanılıyor.

İşte birkaç cümle;

“1299 yılında Söğüt ve çevresine inen küçük kara bulut,yavaş yavaş büyüdü ve tüm Balkanları sardı.Bu kara bulutun altında tüm insanlar kendilerine olan saygınlıklarını yitirip bir kişi için çalıştılar.Elde edilen her şeyi bir haine verdiler.Sonucunda da çoğu bu hainin emri ile öldürüldü.

Bu kara bulut ve onun doğurdukları,1918 yılına kadar sürdü ve 1918 den sonra yavaş yavaş dağılmaya başladı”

Şimdi siz düşünüp yorumlayın ve bu ifadeleri bir ilkokul öğrencisinin düşünebileceği ve kaleme alabileceği ifadeler olup olmadığına karar verin.

Ve de, bu ifadeleri değiştiren veya kompozisyonu yazan kişi hakkında tahkikat açılıp açılamayacağına karar verin.

Sayın Valim,bu güne kadar bu konuyu belki işlemem ve kaleme almam gerekir di,ama ben her zaman aslını ve kaynağını görmeyi tercih ederek yazarım.

Birde Hıncal Uluç’un vereceği cevabı merak ettiğim için bekledim.

Hıncal Uluç ustayı tebrik ediyorum.

Çünkü ona ancak böyle erdemlilik yakışırdı.


  • Melih Yurduseven köşe yazıları
  • 194 okuma
  • Arkadaşına Gönder:Köşe Yazısı
  • Yazıcı-dostu sürüm

Hızlı Arama

12 Ekim 2008 Pazar - 00:30:33
Sitelerine Ekle 
Favorilerine Ekle 

Çok Okunanlar

Bugün:

  • Orhan hoca bekarlığa veda etti
  • CHP de aday enflasyonu
  • Ak Partide adaylık yarışı
  • Esnafa kredi müjdesi
  • Prim Gün Sayısı 7 Bin 200 Oldu

Tüm zamanlar:

  • Esnafa kredi müjdesi
  • Roman Star elemeleri başlıyor
  • Haftalık Yayın Akışı
  • Romanstar Elemeleri Sıkıcı Başladı
  • Kırkpınar Haftası başladı!

Son görüntülenme:

  • İlaç gibi meyve hurma
  • Sedefçi ye 22 ile 51 yıl arasında hapis isteniyor
  • Ak Partide adaylık yarışı
  • Yeni Ağa Selim güreş tutkunu
  • Ergenekon Operasyonu

Köşe Yazarları

Melih Yurduseven (141)
Beyazıt Sansı (81)
Ali İhsan Gürcihan (44)
Adem Özsoy (43)
Rıza Müftüoğlu (16)
Naci Konyar (12)
Atilla Bilgin (8)
daha fazla

Aylık Arşiv

  • Eylül 2007 (9)
  • Ekim 2007 (6)
  • Kasım 2007 (6)
  • Aralık 2007 (9)
  • Ocak 2008 (10)
  • Şubat 2008 (5)
  • Mart 2008 (15)
  • Nisan 2008 (40)
  • Mayıs 2008 (271)
  • Haziran 2008 (237)
  • Temmuz 2008 (258)
  • Ağustos 2008 (266)
daha fazla

Reklam

Tanınmışlar Bilgisayar


© 2008 Edirne Televizyonu
Atatürk Bulvarı Haşim İşcan İş Mrk. No:5 Edirne Tel : (0284) 212 77 84 - 214 80 88 Fax : (0284) 212 86 96
Tasarım ve Barındırma : SistemHost