Ana sayfa
Edirne'nin İlk veTek Yerel Televizyonu
Web Sitemize Hızlı Arama Özelliği Eklendi!
Artık ilişkili ve benzer haberleri okuyabilirsiniz...
Sitemize Haber Videoları bölümü eklendi!
Yeni yazı büyültme ve küçültme özelliği...

Haberler

  • Yayın Akışı
  • Haber Videoları
  • Bölgesel
  • Türkiye
  • Siyaset
  • Spor
  • Jenerikler
  • Köşe Yazarları
Ana sayfa Köşe Yazıları Rıza Müftüoğlu köşe yazıları
  • Anasayfa
  • İletişim
  • Künye

Canlı Yayın

En Çok Oylananlar

  • Tümü
  • Hafta
  • Ay

Tüm Zamanlar

  • Devlet Yapımız (661 oy)
  • Barzani mi Tehlikeli PKK mı? (661 oy)
  • Siyasi Partilerde İnanmış Kadrolar (661 oy)
  • Bilim Adamları ve Din Alimleri (657 oy)
  • Avrupa Birliği ve Kıbrıs (653 oy)

Bu Hafta

  • Esnafa kredi müjdesi (102 oy)
  • Milli reflekslerimize ne oldu nereye gidiyoruz (38 oy)
  • Avrupa Birliği (37 oy)
  • Siyasi Partilerde İnanmış Kadrolar (35 oy)
  • Yurtta Sulh Cihanda Sulh (35 oy)

Bu Ay

  • Esnafa kredi müjdesi (175 oy)
  • Devlet Yapımız (123 oy)
  • Medya iş dünyası ve siyasetçiler (121 oy)
  • Avrupa Birliği (112 oy)
  • Milli reflekslerimize ne oldu nereye gidiyoruz (110 oy)

İçerik paylaşımı

İçeriği paylaş
Yazıyı KüçültYazıyı BüyütNormale Döndür

Avrupa Birliği ve Kıbrıs

Rıza Müftüoğlu kullanıcısının resmi
Rıza Müftüoğlu tarafından Cum, 04/04/2008 - 10:48 tarihinde gönderildi.
653
oyla

Sayın Cumhurbaşkanım,
Girne Amerikan Üniversitesinin çok değerli öğretim üyeleri, öğretim görevlileri
ve sevgili gençler,
Muhterem misafirler,
Basınımızın ve televizyonlarımızın değerli temsilcileri,

Tarih Kulübünün açılışı münasebetiyle Türk Dünyasının; Turan Coğrafyasının Akdeniz güneşi olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunmaktan ve sizlere hitap etmekten büyük mutluluk duyduğumu belirterek ve ayrıca bu programı düzenleyen Tarih kulübü başkan ve yöneticilerine teşekkür ederek sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Avrupa Birliği sürecinde Kıbrıs konusunu net bir şekilde ortaya koymak için önce Türkiye ve Avrupa Birliği konusuna ana hatlarıyla da olsa değinmek gerekmektedir.
Türkiye 31 Temmuz 1959 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğuna ortaklık için başvurmuştur. 1959 yılından 2006 yılına kadar 47 yılda 36 anlaşma yapılmıştır. Yani 1959 yılından beri Türkiye Avrupa Birliğine girmeyi bir devlet politikası olarak benimsemiştir.
Biz elbette ki devlet politikası olan bir konuya kolay kolay tavır almayız. Ancak bazı yanlışları, eksiklikleri ortaya koymak görevi ile de karşı karşıya olduğumuzu düşünüyoruz.
Ve bu noktadaki ilk uyarımız şudur: Avrupa Birliğine ne olursa olsun karşı olmak önyargısını taşımak ne kadar yanlışsa, ille de Avrupa Birliği demek, bu birliğe giremezsek çökeriz diye düşünmek de o kadar hatta daha büyük bir yanlıştır.
Önce şunu kabul etmek gerekmektedir. Bir Nato üyesi olan Türkiye`nin ABD ve Kanada hariç bütün Nato ülkelerinin kurduğu bu birliğe girmek istemesi gayet doğaldır. Bunun için büyük çabalar sarf etmesi de normaldir. Hele Dünya iki kutuplu iken Sovyetler Birliği tehdidi karşısında Nato şemsiyesinin yanında Avrupa birliği kabanını giymek istenmesi dış siyaset açısından çok tartışılabilecek bir siyaset olarak kabul edilemez.
Ama Sovyetler Birliği çöktükten sonra Türkiye yeni bir strateji oluşturma fırsatını kullanamamakla çok büyük bir fırsat kaçırmıştır.
Türkiye bana göre bu manadaki ilk yanlışını 1990`lı yıllarda Gümrük birliğine girerken yapmıştır. Bu dönemde Türk Milliyetçilerinin "önce Türk Birliği, sonra Avrupa Birliği" tezini hükümet edenler dikkate almış olsalardı bu gün Avrupa Birliği sürecinde Kıbrıs konusunu başka türlü görüşmüş olurduk.
O dönemde Türk Milliyetçileri şu tezi ileri sürüyordu:"Avrupa Birliği yıllardır bir devlet politikası olmuştur. Bu siyaset bu gün dünyada meydana gelen gelişmeler karşısında tekrar ele alınmalıdır. Sovyet Rusya`nın çöküşünden sonra 5 Türk Cumhuriyeti bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Biz Türk Birliğini veya Türk Ortak Pazarını kurduktan sonra Avrupa Birliğine girersek, büyük bir blok halinde gireriz ve nüfus açısından da çok avantajlı bir hale gelerek bu ortaklıkta ciddi bir gücümüz olur. Kıbrıs da bu Türk Cumhuriyetlerinden biri olur ve Yunan oyunlarına maruz kalmaz. Eğer Avrupa böyle birlikteliğe yanaşmazsa gümrük birliğine girmeyiz ve Avrupa ile İsrail`in yaptığı gibi bir anlaşma yaparız ve işbirliğimiz yine devam eder. Türk Birliği ABD ittifakı, Türk Birliği ABD, İsrail ittifakı, Türk Birliği Rusya Federasyonu İttifakı üzerinde çalışmalar yaparız."
Ancak bu görüş dikkate alınmadı ve bizler " Yine Turancılığınız depreşti" diye tenkide uğradık.
Halbuki biz Türkler Avrupa Birliği ve benzeri Birlikleri fikir olarak yıllar önce ortaya koymuş bir milletiz. Turan fikri biliyorsunuz dünyadaki bütün Türkleri bir bayrak altında toplamayı hedefleyen bir fikir akımı idi. Macar Turancıları ise Türklerin yanı sıra Çin, Rusya ve Japonya hariç Orta asya ve Uzakdoğu ülkelerinin çoğunu içine alan bir büyük ittifak öngörüyorlardı. Turancılık gerçekleşmesi uzak bir ideal olarak görülebilir ancak bağımsızlıklarını kazanmış Türk Cumhuriyetleriyle birlikte Avrupa Birliğine benzer bir birlik kurmak gerçekleşmesi orta vadede mümkün olabilecek bir hadisedir.
Böyle bir birliktelik isteği sadece soy birliğinin bir gereği olarak görülmemelidir. Çünkü büyük devlet olarak ayakta durmada tarih boyu pek değişmeyen belli üstünlüklere ve özelliklere sahip olmak gerekiyor.
Bunlar:
1-Müşterek ve büyük hedefler.
2-Stratejik coğrafi konum ve toprak üstünlüğü.
3-Nüfus üstünlüğü.
4-Kültür üstünlüğü.
5-Eğitim, bilim ve teknoloji üstünlüğü.
6-Ekonomik üstünlük.
7-Askeri üstünlük.
Bu üstünlüklere günümüzde hiçbir Türk devleti tek başına sahip değildir. Ama Türk Birliği bu üstünlüklerin hepsini orta bir vadede gerçekleştirebilir.
Ancak 90`lı yıllarda bu fırsat değerlendirilmemiş ve bu gün 5 Türk Cumhuriyetinin ikisi 5`li Shangay örgütünün üyesi olmuştur ve Rus ve Çin`le birlikte hareket etmektedir.

Avrupa Birliği sürecinde Türkiye müzakere masasına oturacak duruma gelmiş ama Avrupa Birliği yolunda ilerledikçe kolları ve kanatlarına vurulan darbeler de artmaktadır.
Türkiye son yıllarda uyum yasaları adı altında çıkardığı kanunlar ve yaptığı anayasa değişiklikleriyle en çok hırsızı, katili, bölücüyü, teroristi kollamış normal vatandaşa fazla bir şey vermemiştir. Avrupa istemiş biz yapmışız. Ama Avrupa öteden beri beslediği, destek verdiği, barındırdığı bölücüleri, rejim düşmanlarını koruma ve kollamaya devam etmektedir. Daha geçenlerde Fransa`da Ermeni katliamı yapılmamıştır demenin suç sayılacağı kanun teklifini görüşmek eşiğine geldi. Ermeni anıtları Avrupa`da yeniden dikilmeye başlandı. Bölücü yayın yapan tv lere müsaade devam ediyor. Ve biz bu devletlerin oluşturduğu birliğe girmek için çırpınıp duruyoruz.
Türkiye`nin önünde böyle bir Avrupa`nın olması asıl sorun olurken öte yanda bunda yanılsak bile Türkiye`nin Kıbrıs meselesi ile Avrupa birliği arasında bir denge kurması oldukça güç bir problem olarak durmaktadır.


  • Rıza Müftüoğlu köşe yazıları
  • 811 okuma
  • Arkadaşına Gönder:Köşe Yazısı
  • Yazıcı-dostu sürüm

Hızlı Arama

21 Kasım 2008 Cuma - 01:01:22
Sitelerine Ekle 
Favorilerine Ekle 

Çok Okunanlar

Bugün:

  • Esnafa kredi müjdesi
  • Yarın Dünya öğretmenler günü
  • Park halindeki otoların lastiklerini kestiler
  • Kurbanlık Kesim Fiyatları
  • "Örümcek adam" operasyonu

Tüm zamanlar:

  • Esnafa kredi müjdesi
  • Haftalık Yayın Akışı
  • Roman Star elemeleri başlıyor
  • Romanstar Elemeleri Sıkıcı Başladı
  • Yurtta Sulh Cihanda Sulh

Son görüntülenme:

  • Kürtler Türk boyumu? Bölücülük neden mesafe alıyor?
  • Kaçağa af yok!
  • Yarın Dünya öğretmenler günü
  • 5 Eroinci Tutuklandı
  • Kapıkule de uyuşturucu avı

Köşe Yazarları

Melih Yurduseven (171)
Beyazıt Sansı (110)
Ali İhsan Gürcihan (52)
Adem Özsoy (50)
Rıza Müftüoğlu (17)
Naci Konyar (16)
Atilla Bilgin (9)
daha fazla

Aylık Arşiv

  • Eylül 2007 (9)
  • Ekim 2007 (6)
  • Kasım 2007 (6)
  • Aralık 2007 (9)
  • Ocak 2008 (10)
  • Şubat 2008 (5)
  • Mart 2008 (15)
  • Nisan 2008 (40)
  • Mayıs 2008 (271)
  • Haziran 2008 (237)
  • Temmuz 2008 (258)
  • Ağustos 2008 (266)
daha fazla

© 2008 Edirne Televizyonu
Atatürk Bulvarı Haşim İşcan İş Mrk. No:5 Edirne Tel : (0284) 212 77 84 - 214 80 88 Fax : (0284) 212 86 96
Tasarım ve Barındırma : SistemHost