Ana sayfa
Edirne'nin İlk veTek Yerel Televizyonu
Web Sitemize Hızlı Arama Özelliği Eklendi!
Artık ilişkili ve benzer haberleri okuyabilirsiniz...
Sitemize Haber Videoları bölümü eklendi!
Yeni yazı büyültme ve küçültme özelliği...

Haberler

  • Yayın Akışı
  • Haber Videoları
  • Bölgesel
  • Türkiye
  • Siyaset
  • Spor
  • Jenerikler
  • Köşe Yazarları
Ana sayfa Köşe Yazıları Rıza Müftüoğlu köşe yazıları
  • Anasayfa
  • İletişim
  • Künye

Canlı Yayın

En Çok Oylananlar

  • Tümü
  • Hafta
  • Ay

Tüm Zamanlar

  • Devlet Yapımız (659 oy)
  • Barzani mi Tehlikeli PKK mı? (659 oy)
  • Siyasi Partilerde İnanmış Kadrolar (659 oy)
  • Bilim Adamları ve Din Alimleri (654 oy)
  • Avrupa Birliği ve Kıbrıs (651 oy)

Bu Hafta

  • Esnafa kredi müjdesi (102 oy)
  • Milli reflekslerimize ne oldu nereye gidiyoruz (36 oy)
  • Avrupa Birliği (35 oy)
  • Siyasi Partilerde İnanmış Kadrolar (33 oy)
  • Yurtta Sulh Cihanda Sulh (33 oy)

Bu Ay

  • Esnafa kredi müjdesi (175 oy)
  • Devlet Yapımız (121 oy)
  • Medya iş dünyası ve siyasetçiler (119 oy)
  • Avrupa Birliği (110 oy)
  • Milli reflekslerimize ne oldu nereye gidiyoruz (108 oy)

İçerik paylaşımı

İçeriği paylaş
Yazıyı KüçültYazıyı BüyütNormale Döndür

TBMM de yemin

Rıza Müftüoğlu kullanıcısının resmi
Rıza Müftüoğlu tarafından Salı, 15/07/2008 - 12:12 tarihinde gönderildi.
426
oyla

DİN VE SİYASET
LAİKLİK VE TBMM`DE YEMİN

Rıza MÜFTÜOĞLU

Din, insan ve toplum üzerinde etki ve tesir açısından en başta gelir.
Siyaset ise insanı ve toplumu idare etmeye yönelik olması sebebiyle de dinin bu gücüyle daima karşı karşıya gelir.
Din, sadece din adamları vasıtasıyla etkisini göstermezken, siyaset de sadece siyaset adamlarınca yürütülmek istenir ve bu sahaya din adamlarının müdahalesi asla istenmez.
Din siyaset ilişkilerinde tarih boyunca daima bir çatışma söz konusu olmuştur. Din adamlarının her sahadaki hakimiyeti laiklik ilkesinin doğmasına neden olmuş ve giderek din adamlarıyla devlet adamları arasında ``tahakküm´´ yerine ``karşılıklı saygı´´ hakim olmaya başlamıştır.
Ancak, bana göre eskiye dayanan bir çatışmanın sosyal genlerinden gelmiş olacak ki Din-Siyaset ilişkilerinde hiçbir dönem tam bir mutabakat ve sükunet sağlanamayacaktır. Bunun içindir ki ``Laiklik´´ ilkesi daima tartışılacaktır.
Bu çok çaplı ve ana hatlarıyla ortaya konması ve netleştirilmesi gereken Din-Siyaset ilişkileri paralelinde bir konuyu tekrar gündeme getirmek istiyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeni seçilen milletvekillerinin yaptığı yemin.
Yeni seçilen milletvekillerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı yemin, yemin metni açısından değil ama yemin ediş şekli açısından ``yemin´´ kavramına uygun değildir.
Yeminin, muhakkak her milletvekilinin inandığı dine göre yapılması gerekmektedir. İnanmayan ve hiçbir dine mensup olmayan olursa da bunlar da en kutsal saydıkları varlık üzerinde yemin etmelidirler.
Bu güne kadar Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeminin Kur`an üzerinde yapılmasını savunanlar genelde laiklik ilkesini İslami ölçülere sığdıramayanlar olmuştur. Bunlar gerekçe olarak belli hususları ileri sürmüşlerdir.
Ama benim bu konuyu ortaya koyuş nedenim farklıdır.
Birincisi, yemin edilmesinin nedeni yemin metnine aynen bağlı kalınmayı temin etmekse yemin inanıldığı şekilde yapılmalıdır. Yemin eden Müslümansa Kur`an, Hıristiyansa İncil, Musevi ise Tevrat üzerinde yemin etmelidir.
Herkesin huzurunda `` namusum ve şerefim üzerine ant içerim´´ denmesi kafi değil mi denebilir. Hatta bazıları için yemin etmeye bile gerek yoktur. Onlar halka ne söz verdiyse yerine getirmeye çalışır. Ama yemin merasimi olacaksa bu merasim bir insanın en çok saygı duyduğu varlık üzerinde yapılır.
İkincisi yemin metninin laiklik ilkesine uygun olması halinde yeminin inançlar paralelinde yapılmasının laiklik prensibi açısından bir sakıncasının olmaması gerekir.
Üçüncüsü böyle bir yemin laiklik ilkelerini muhafaza etmek açısından daha gereklidir.
Şimdi laiklik ilkelerini dinsizlik olarak kabul eden bir kişi milletvekili seçilse, bu kişi inandığı kutsal kitap üzerine laiklik ilkelerine uyacağına dair yemin etse laik düzenin lehine mi olur? Aleyhine mi?
Onun için bu güne kadar genelde laikliğe karşı olanların savunduğu ve istediği Kutsal Kitap üzerinde yemini aslında laiklikten yana olanların talep etmeleri gerekir.
Laiklik açısından önemli olan Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak yeminin şekli değil, yemin metninin muhtevasıdır. Muhteva laiklik ilkesini zedelemiyorsa mesele yoktur.
Anayasamıza göre milletvekilleri görevlerine başlarken aşağıdaki şekilde yemin ederler:
``Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim."
Yunanistan`da seçilen milletvekilleri İncil üzerine din adamları önünde yemin ederken Batı Trakya Türklerini temsilen seçilen Türk kökenli milletvekillerinin Kur`an üzerinde yemin etmelerinin istenmesinin nedeni nedir? Müslüman Türklere duydukları saygıdan mı? yoksa kendi düzenlerini daha iyi korumak isteğinden mi? Yoksa laikliğe karşı olmalarından mı?
Yine batılı ülkelerin meclislerinde yapılan yeminlerin kutsal kitaplar üzerinde yapılmasının nedeni nedir?
Bu ülkeler laikliğe karşı mı?
Evet Din-Siyaset ilişkilerinde tartışma ve mücadele bitmez. Aslolan ``birinin tahakkümü´´ değil ``karşılıklı saygı´´ olmalıdır. Kendi düzenini daha iyi korumak için yapılacak yeminin en etkili olanını dinidir diye bir kenara bırakmak ``karşılıklı saygı´´ çizgisinden çıkıldığı anlamını da taşır. Ve doğru değildir.
AKP , CHP ve MHP bir araya gelmeli yemin metninde değil ama yemin şeklinde anlaşmalıdırlar. Türkiye Büyük Millet Meclisinde herkes yemini inandığı en kutsal değer üzerinde yapmalıdır.
Bunun laikliğe aykırı bir tarafı yoktur.


  • Rıza Müftüoğlu köşe yazıları
  • 612 okuma
  • Arkadaşına Gönder:Köşe Yazısı
  • Yazıcı-dostu sürüm

Hızlı Arama

20 Kasım 2008 Perşembe - 22:37:58
Sitelerine Ekle 
Favorilerine Ekle 

Çok Okunanlar

Bugün:

  • Esnafa kredi müjdesi
  • Yarın Dünya öğretmenler günü
  • Park halindeki otoların lastiklerini kestiler
  • Kurbanlık Kesim Fiyatları
  • "Örümcek adam" operasyonu

Tüm zamanlar:

  • Esnafa kredi müjdesi
  • Haftalık Yayın Akışı
  • Roman Star elemeleri başlıyor
  • Romanstar Elemeleri Sıkıcı Başladı
  • Yurtta Sulh Cihanda Sulh

Son görüntülenme:

  • Elektrikte zam beklentisi
  • Sezeryanla doğum oranı düştü
  • Her İmamla Saf Tutulmaz
  • Esnafa kredi müjdesi
  • 61 öğrenciye sağlık taraması

Köşe Yazarları

Melih Yurduseven (171)
Beyazıt Sansı (110)
Ali İhsan Gürcihan (52)
Adem Özsoy (50)
Rıza Müftüoğlu (17)
Naci Konyar (16)
Atilla Bilgin (9)
daha fazla

Aylık Arşiv

  • Eylül 2007 (9)
  • Ekim 2007 (6)
  • Kasım 2007 (6)
  • Aralık 2007 (9)
  • Ocak 2008 (10)
  • Şubat 2008 (5)
  • Mart 2008 (15)
  • Nisan 2008 (40)
  • Mayıs 2008 (271)
  • Haziran 2008 (237)
  • Temmuz 2008 (258)
  • Ağustos 2008 (266)
daha fazla

© 2008 Edirne Televizyonu
Atatürk Bulvarı Haşim İşcan İş Mrk. No:5 Edirne Tel : (0284) 212 77 84 - 214 80 88 Fax : (0284) 212 86 96
Tasarım ve Barındırma : SistemHost