TBMM de yemin
DİN VE SİYASET
LAİKLİK VE TBMM`DE YEMİN
Rıza MÜFTÜOĞLU
Din, insan ve toplum üzerinde etki ve tesir açısından en başta gelir.
Siyaset ise insanı ve toplumu idare etmeye yönelik olması sebebiyle de dinin bu gücüyle daima karşı karşıya gelir.
Din, sadece din adamları vasıtasıyla etkisini göstermezken, siyaset de sadece siyaset adamlarınca yürütülmek istenir ve bu sahaya din adamlarının müdahalesi asla istenmez.
Din siyaset ilişkilerinde tarih boyunca daima bir çatışma söz konusu olmuştur. Din adamlarının her sahadaki hakimiyeti laiklik ilkesinin doğmasına neden olmuş ve giderek din adamlarıyla devlet adamları arasında ``tahakküm´´ yerine ``karşılıklı saygı´´ hakim olmaya başlamıştır.
Ancak, bana göre eskiye dayanan bir çatışmanın sosyal genlerinden gelmiş olacak ki Din-Siyaset ilişkilerinde hiçbir dönem tam bir mutabakat ve sükunet sağlanamayacaktır. Bunun içindir ki ``Laiklik´´ ilkesi daima tartışılacaktır.
Bu çok çaplı ve ana hatlarıyla ortaya konması ve netleştirilmesi gereken Din-Siyaset ilişkileri paralelinde bir konuyu tekrar gündeme getirmek istiyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeni seçilen milletvekillerinin yaptığı yemin.
Yeni seçilen milletvekillerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı yemin, yemin metni açısından değil ama yemin ediş şekli açısından ``yemin´´ kavramına uygun değildir.
Yeminin, muhakkak her milletvekilinin inandığı dine göre yapılması gerekmektedir. İnanmayan ve hiçbir dine mensup olmayan olursa da bunlar da en kutsal saydıkları varlık üzerinde yemin etmelidirler.
Bu güne kadar Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeminin Kur`an üzerinde yapılmasını savunanlar genelde laiklik ilkesini İslami ölçülere sığdıramayanlar olmuştur. Bunlar gerekçe olarak belli hususları ileri sürmüşlerdir.
Ama benim bu konuyu ortaya koyuş nedenim farklıdır.
Birincisi, yemin edilmesinin nedeni yemin metnine aynen bağlı kalınmayı temin etmekse yemin inanıldığı şekilde yapılmalıdır. Yemin eden Müslümansa Kur`an, Hıristiyansa İncil, Musevi ise Tevrat üzerinde yemin etmelidir.
Herkesin huzurunda `` namusum ve şerefim üzerine ant içerim´´ denmesi kafi değil mi denebilir. Hatta bazıları için yemin etmeye bile gerek yoktur. Onlar halka ne söz verdiyse yerine getirmeye çalışır. Ama yemin merasimi olacaksa bu merasim bir insanın en çok saygı duyduğu varlık üzerinde yapılır.
İkincisi yemin metninin laiklik ilkesine uygun olması halinde yeminin inançlar paralelinde yapılmasının laiklik prensibi açısından bir sakıncasının olmaması gerekir.
Üçüncüsü böyle bir yemin laiklik ilkelerini muhafaza etmek açısından daha gereklidir.
Şimdi laiklik ilkelerini dinsizlik olarak kabul eden bir kişi milletvekili seçilse, bu kişi inandığı kutsal kitap üzerine laiklik ilkelerine uyacağına dair yemin etse laik düzenin lehine mi olur? Aleyhine mi?
Onun için bu güne kadar genelde laikliğe karşı olanların savunduğu ve istediği Kutsal Kitap üzerinde yemini aslında laiklikten yana olanların talep etmeleri gerekir.
Laiklik açısından önemli olan Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak yeminin şekli değil, yemin metninin muhtevasıdır. Muhteva laiklik ilkesini zedelemiyorsa mesele yoktur.
Anayasamıza göre milletvekilleri görevlerine başlarken aşağıdaki şekilde yemin ederler:
``Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim."
Yunanistan`da seçilen milletvekilleri İncil üzerine din adamları önünde yemin ederken Batı Trakya Türklerini temsilen seçilen Türk kökenli milletvekillerinin Kur`an üzerinde yemin etmelerinin istenmesinin nedeni nedir? Müslüman Türklere duydukları saygıdan mı? yoksa kendi düzenlerini daha iyi korumak isteğinden mi? Yoksa laikliğe karşı olmalarından mı?
Yine batılı ülkelerin meclislerinde yapılan yeminlerin kutsal kitaplar üzerinde yapılmasının nedeni nedir?
Bu ülkeler laikliğe karşı mı?
Evet Din-Siyaset ilişkilerinde tartışma ve mücadele bitmez. Aslolan ``birinin tahakkümü´´ değil ``karşılıklı saygı´´ olmalıdır. Kendi düzenini daha iyi korumak için yapılacak yeminin en etkili olanını dinidir diye bir kenara bırakmak ``karşılıklı saygı´´ çizgisinden çıkıldığı anlamını da taşır. Ve doğru değildir.
AKP , CHP ve MHP bir araya gelmeli yemin metninde değil ama yemin şeklinde anlaşmalıdırlar. Türkiye Büyük Millet Meclisinde herkes yemini inandığı en kutsal değer üzerinde yapmalıdır.
Bunun laikliğe aykırı bir tarafı yoktur.






>
>
>
>
>
>
>