Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girişinin 99’uncu yıl dönümü, Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi tarafından düzenlenen etkinlikle kutlandı.
Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girişinin 99’uncu yıl dönümü nedeniyle Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi tarafından etkinlik düzenlendi. Edirne Belediyesi Meriç Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen etkinliğe; Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan, Belediye Başkan Yardımcısı Gökçe Onur Öktem, Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şube Başkanı Celil Özcan, CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör ve çok sayıda dernek üyesi katılım gösterdi.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şube Başkanı Celil Özcan, “Atatürk, 1926’da kadın erkek eşitsizliğini ortadan kaldırmış ve herkesi kanun önünde eşit konuma getirmiştir.” dedi.
Özcan, “Atatürk’ün kuruluş ve kurtuluş mücadelesine başlamasından ve önce kurtuluşun, daha sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmasından sonra aydınlanma devrimine geçildi ve bu devrime geçildiğinde bize gösterdiği en önemli hedef medeni ülkeler seviyesinin üzerine çıkmaktı. Bu hedefi gerçekleştirirken; Türk milleti karakter olarak, bilgi olarak, başarı olarak buna hazır olduğunu, tarihsel olarak da Türk milletinin eski çağdan itibaren medeni bir millet olduğunu dile getirmiştir. Nitekim tarihimize baktığımızda, kadın erkek eşitsizliği diye bir şey yoktu. Biz, medeni bir milletiz. Türk milletinin karakteri tarih boyunca medeniydi ve kadın erkek eşitsizliği diye bir şey yoktu. O yüzden Türk milleti, medeniyet yolunda çalışıp, tekrar medeni seviyeye gelmek, daha da yukarısına çıkmak için zekice hareketler yapar; bu bize uygundur. Bize uygun olmayan medeniyetsizliktir, görgüsüzlüktür, uygarlık dışı davranışlardır. Her ne kadar bir süre medeniyetten uzak olmuş, kadın erkek eşitsizliği olmuş olsak da, sonuçta Atatürk 1926’da son noktayı koyarak, kadın erkek eşitsizliğini ortadan kaldırmıştır. Herkesi kanun önünde eşit konuma getirmiştir. Yani insanın insana kul olması devri sona ermiştir. O yüzden bugün, eşitlik günüdür. Bugün, medeniyet günüdür. Hatta bugün medeniyet ve eşitlik bayramıdır.” ifadelerini kullandı.
Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan da, “Türk Medeni Kanunu’nun kabulü, yepyeni bir yönetim anlayışının başlamasına vesile olmuştur. Bu nedenle öncelikle Ata’mızı ve onunla yol arkadaşlığı yapan tüm insanları saygıyla, rahmetle ve minnetle anıyorum.” dedi.
Başkan Gencan, “Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, kadınlara eşit yurttaşlık hakkını tanımasıyla birlikte medeni kanunun kabulü, ülkemizde yepyeni bir sürecin, yepyeni bir yönetim anlayışının başlamasına vesile olmuştur. Bu nedenle öncelikle Ata’mızı, onunla birlikte bu süreçte yol arkadaşlığı yapan tüm insanları saygıyla, rahmetle ve minnetle anıyorum. Tabii diğer taraftan hem bir kadın, hem bir hukukçu, hem de bir belediye başkanı olarak bugün bu anlamlı kürsüde sizlerin huzurunda bulunmak benim için gerçekten onur verici bir durumdur. Bu kürsüde konuşma fırsatını bana sağlayan, her şeyden önce Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Ben hem tarihsel sürece hâkim bir hukukçu olarak hem de bir yurttaş olarak şunu da belirtmek isterim; Atatürk’ün yazdığı bir günlüğü vardır. Sağlığının iyi olmadığı bir dönemde, aslında istirahat edip tedavi görmesi gerekirken, o süreçte bile Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğiyle, bu ülkenin kadınlarının nasıl eşit yurttaşlar olacağıyla ilgili derin istişarelerde bulunmuş, düşüncelerini kaleme almıştır. Bu ziyaret 1918 yılında gerçekleşmiştir. O dönemde atılan fikirsel temeller, sonrasında Medeni Kanun’un kabulüne kadar uzanan büyük bir dönüşümün başlangıcı olmuştur. Herkesin bu notları, o dönemi anlamak için mutlaka okumasını dilerim. Evet Medeni Kanun’un kabulüyle kadın-erkek eşitliği konusunda çok büyük bir adım atılmıştır. Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti bu anlamda çağının çok ötesinde bir vizyona sahip olmuştur. Ancak ne yazık ki günümüzde kadına yönelik şiddetin ve çocuklara yönelik şiddetin her geçen gün arttığını görüyoruz. Üstelik bir gece yarısı, hiçbir yasal dayanağı olmadan, adı İstanbul’dan gelen bir sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek, kadınların temel güvencelerinden biri ortadan kaldırılmıştır.
Bizler medeni cesarete sahip, Atatürk ilke ve devrimlerinden asla vazgeçmeyen, Türkiye Cumhuriyeti’nin değerlerine sıkı sıkıya bağlı, sosyal demokrat bir anlayışı benimsemiş bireyleriz. Ve şunu büyük bir mutlulukla söylüyorum; her geçen gün bu anlayışı paylaşan, bu değerleri savunan insan sayısı artıyor. Elbette çok kritik bir dönemden geçiyoruz. Partimiz üzerinde büyük baskılar var, ülke genelinde zorlu koşullar yaşıyoruz. Ama öte yandan sokağa çıktığımızda, meydanlarda, mitinglerde, örgütlü mücadelelerde halkın sesini görüyoruz. Elimden geldiğince bütün bu etkinliklerde yer almaya, dayanışma göstermeye çalışıyorum. Çünkü bu süreç mücadele istiyor; dirayet, cesaret ve kararlılık istiyor. Ve ben bu kararlılığı sokakta, kadınların, gençlerin, emekçilerin yüzlerinde görüyorum.
Cumhuriyet Halk Partililer olarak mücadele ediyoruz ama bunun da ötesinde, toplumun her kesiminden, baskı gören, adaletsizlikten rahatsız olan, mevcut gidişattan memnun olmayan yurttaşlarımızın da değişim talebini yüksek sesle dile getirdiğini görüyoruz. Bu da bize umut veriyor. Bu ülkenin insanları çok cesur. Sadece biraz daha cesaretlendirilmeye, biraz daha yanında durulmaya ihtiyaçları var. Biz de o gücü, o dayanışmayı göstermek zorundayız. Biz yılmadan mücadele etmeye devam edeceğiz. Atatürk ilke ve devrimlerini her koşulda savunmayı sürdüreceğiz. Evet, bu ülkede zor dönemler oldu. Burada bulunan büyüklerimiz, ağabeylerimiz, ablalarımız da geçmişteki sancılı süreçleri yakından biliyor. Ama tarih gösteriyor ki her seferinde bu millet, Atatürk’ün devrimlerine, Cumhuriyetin kazanımlarına, kadına ve çocuğa sahip çıkmıştır. Ben inanıyorum ki, bu ülke yine o kararlılığı gösterecek. Cumhuriyetin aydınlanma devriminde nasıl bir irade ortaya konduysa, bugün de o irade yeniden filizleniyor.
Daha iyi şartlarda, kadına daha fazla değer verilen, kadının her alanda var olabildiği bir Türkiye’ye ulaşmak dileğiyle konuşmamı tamamlamak istiyorum. Kendi şehrim adına gururla söyleyebilirim ki, Edirne kadınların güçlü olduğu, toplumsal yaşamın her alanında etkin biçimde yer aldığı bir şehir. Ama yeterli mi? Elbette değil. Bizler iyi rol modeller olursak, sorumluluklarımızın bilinciyle, dürüstçe ve dik durarak mücadele edersek; bizden sonra gelen genç kardeşlerimiz, kız çocuklarımız da bu yolda bizimle birlikte yürümeye devam edecekler. Ben bunun bilincindeyim. Başarılı olmak zorundayız ki, onlara ilham olabilelim. Onlar da bizimle omuz omuza yürüyebilsinler. Bu benim en büyük sorumluluğum ve ben bu sorumluluğun farkındayım. Bu onurlu yolda sizlerle birlikte yürümekten büyük gurur duyuyorum. Derneğimiz benim için çok kıymetli. Onun bir parçası olmak, sizlerle birlikte bu inançlı mücadelenin içinde bulunmak benim için büyük bir mutluluk. Atatürk ilke ve devrimlerine inanan tüm yurttaşlarımızla birlikte, bu zorlu süreçlerin de üstesinden geleceğiz. Hep birlikte, omuz omuza başaracağız. Ben buna yürekten inanıyorum. Pes etmeden, mücadeleye devam diyorum.” şeklinde konuştu.















