Gagauz dili ve kültürünün korunması amacıyla yürütülen MODEL Gagauz Projesi, Edirne’de gündeme geldi. Trakya Üniversitesi, Komrat Devlet Üniversitesi ve Maltepe Üniversitesi iş birliğinde hazırlanan proje, Gagauz çocukları arasında çok dilliliği geliştirmeyi ve kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olan Gagauz Türkçesini yaşatmayı amaçlıyor. Proje kapsamında Edirne’ye gelen Komrat Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Güllü Karanfil ve Gagauz öğrenciler, ana dilin korunmasına ilişkin önemli mesajlar verdi.
Gagauz dili ve kültürünün korunması için hazırlanan MODEL Gagauz Projesi kapsamında Edirne’de özel bir röportaj gerçekleştirildi. Proje; Gagauz Türkçesinin gelecek kuşaklara aktarılmasını, Gagauz çocuklarının ana dillerinden kopmamasını ve çok dilliliğin sağlıklı şekilde geliştirilmesini hedefliyor.
Komrat Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Güllü Karanfil, projenin çıkış noktasını ve Gagauzların tarihsel kimliğini anlatırken, Gagauzların Türk olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Gagauzlar Moldova’nın güney tarafında Gagauz Yeri adlı bir bölgede yaşıyor çoğunlukla. 105 bin nüfusumuz var Gagauzya’da ama Ukrayna’da, Bulgaristan’da, Romanya’da da Gagauzlar var. Gagauzları tarih 12. asırda buluyor. Evliya Çelebi de Gagauzlardan bahsediyor. Gagauzlar çok zor bir yoldan geçti aslında. Balkanlarda yaşadılar, Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde yaşadılar, Türklerle komşu oldular, aynı mahalleleri paylaştılar. Ona göre kültürümüz aynı, dilimiz aynı. Gagauzlar Türk’tür, Hristiyan Türklerdir.”
Gagauzların bugünkü topraklarına göç ettikten sonra büyük zorluklar yaşadığını belirten Karanfil, özellikle Sovyetler Birliği dönemindeki asimilasyon sürecinin bugün de etkisini sürdürdüğünü söyledi. Karanfil, ana dilin aile içinde yeterince aktarılmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Moldova’da yaşıyoruz, Moldova vatandaşıyız ve Moldova tarafından hiçbir zorluk görünmüyor. Ama Sovyet Birliği’nde yaşarken çok zarar gördük ve o zaman bir asimilasyon başlamıştı. Biz şimdi o asimilasyonun devamını görüyoruz. Şu an bizim çocuklar 10 yaşına kadar Türkçeyi konuşamıyorlar, konuşamaz duruma geldiler. Düşünün, anne baba Gagauz, kendi aralarında hâlâ Gagauzcayı konuşuyorlar ama çocuklarıyla sırf Rusça konuşmaya çalışıyorlar. Özellikle küçük çocuklarıyla. Böyle bir izlenim var.”
Gagauzca’nın kaybolma tehlikesi altındaki diller arasında yer aldığını belirten Karanfil, dilin yaşatılması için okullarda ve kreşlerde çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. Karanfil, Komrat Devlet Üniversitesi’nde Gagauz dili öğretmenleri yetiştirildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Gagauzca, UNESCO tarafından 2010 yılında kaybolma diller listesine girdi. Onun için gayret ediyoruz, Gagauz Türkçesini yaşatmaya çalışıyoruz. Komrat’ta Komrat Devlet Üniversitesi var, bizim üniversitemiz. Orada Gagauz dili öğretmenleri hazırlıyoruz ve o öğretmenleri okullara, kreşlere gönderiyoruz. Okullarda 1. sınıftan 12. sınıfa kadar Gagauz dili ve edebiyatı ders olarak veriliyor. Kreşlerde de 3 yaşından sonra çocuklar Gagauzca eğitimi görüyorlar. Buna rağmen durumu kurtaramıyoruz ama çok şükür biraz uyanma var gibi. Ebeveynler farkında, hükümet farkında. Herkes el atmaya çalışıyor, bu durumu kurtarmaya çalışıyor aslında.”
Gagauz Türkçesinin Trakya ağzı ve Balkan Türkçesiyle yakınlığına da değinen Karanfil, bu dilin yalnızca Gagauzlar için değil, Balkan Türkleri için de önemli bir kültürel miras olduğunu ifade etti. Karanfil, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Belki duymuşsunuzdur Balkan Türkçesi, Trakya ağzı. Trakya ağzını duydunuz ise işte o Gagauz Türkçesidir diyebiliriz. Ben her zaman Balkan Türkleriyle görüştükçe diyorum; rahat olun, sizin ağzınız kaybolmayacak. Biz onu edebi dil şekline getirdik ve biz sizin konuştuğunuz şiveyi çocuklarımıza öğretiyoruz. Okullarımızda, kreşlerimizde o dilde ders veriyoruz. Okullarımız Rus dilinde bizim. Gagauzya’da 3 tane de Romence okul var ama genelde okullar Rus dilinde. Maalesef henüz Gagauzca dersi veren bir okulumuz yok.”
Türkiye’nin Gagauzlara her zaman destek verdiğini ifade eden Karanfil, TİKA ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın katkılarına dikkat çekti. MODEL Gagauz Projesi’nin de bu amaçla hazırlandığını belirten Karanfil, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye her zaman bizim yanımızda oldu, her konuda bize yardımcı oldu. TİKA yardımıyla, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının yardımıyla her zaman dilimize destek verildi. Çocuklar için kreş inşa edildi ve daha birçok destekler yapılıyor. Biz de Gagauz dilini kurtarmak için MODEL Gagauz adıyla bir proje düşündük. Trakya Üniversitesi, Komrat Devlet Üniversitesi ve Maltepe Üniversitesi ile birlikte bir proje yazdık ve birinci yeri aldık, en yüksek puanı aldık. Amaç Gagauz dilini kurtarmak, Gagauz çocukları arasında çok dilliliği geliştirmek.”
Projenin henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirten Karanfil, Gagauz çocuklarının ana dillerinden kopmaması için sorunun nedenlerini tespit etmeye çalıştıklarını söyledi. Dil kaybının yalnızca eğitimle değil, sosyokültürel nedenlerle de bağlantılı olduğunu ifade eden Karanfil, proje sonuçlarıyla birlikte çalışmaların devam etmesini hedeflediklerini kaydetti. Karanfil, Gagauzların konuştuğu Trakya ağzını korumak için gayret gösterdiklerini belirterek, Ukrayna ve Moldova’daki Gagauzların asimile olmaması ve dilsiz kalmaması için bu dilin yaşatılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.
Edirne’ye gelen Gagauz öğrenciler 9 yaşındaki Marianna Angeli, 14 yaşındaki Valeriya Kurki ve 13 yaşındaki Margarita Kurdova da ana dillerine ilişkin duygularını paylaştı. Öğrenciler, Türkiye Türkçesini duyduklarında sıcaklık ve yakınlık hissettiklerini belirterek, Gagauzca ile Türkiye Türkçesinin birbirine benzediğini söyledi.
14 yaşındaki Valeriya Kurki, Türkiye’ye geldiğinde Türkiye Türkçesini duyunca sevgi ve sıcaklık hissettiğini, Gagauzcayı okula başladığında öğrendiğini ve ana dilini konuşmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Kurki, okulunda arkadaşlarının Gagauzcayı çok fazla konuşmadığını belirterek akranlarına da ana dillerine sahip çıkmaları çağrısında bulundu:
“Türkiye’de çok güzel laf ederler. Onun için canımı kapladı sıcaklık. Türkiye’yle pek benzeşir dilimiz. Ben okula başladığımda Gagauzca öğrendim. Şimdi hep Gagauzca konuşuyorum çünkü Gagauz dili benim ana dilim. Ben Gagauzya’da yaşıyorum ve Gagauzca konuştuğum için mutluluk duyarım. Dilimizi hiç unutmayıp çocuklara Gagauzca konuşmalarını söyleyeceğiz. Bizim okulumuzda arkadaşlarımız Gagauzca pek konuşmazlar. Arkadaşlarıma nasihat edeyim; Gagauzca konuşun, dilimizi koruyun. Çünkü bununla biz vatanımıza, dedelerimize sevgimizi gösteriyoruz.”
13 yaşındaki Margarita Kurdova, Türkiye’de kendisini yakın ve sıcak hissettiğini, Gagauzca ile Türkiye Türkçesinin birbirine benzediğini söyledi. Ailesinde küçüklüğünden bu yana Gagauzca konuşulduğunu belirten Kurdova, ana dilini yaşatmayı atalara karşı bir sorumluluk olarak gördüğünü ifade etti:
“Ben canımda sıcaklık duydum. Çünkü bizim dilimiz Türkiye’deki dille pek yaraşır. Burası bizim ikinci vatanımız. Bizim ailede Gagauzca laf ederiz küçüklükten. Gagauz dili canıma sıcak gelir. Dedelerimiz kan dökmüşler, savaşmışlar, bizim dilimizi ayağa kaldırmak için. Onun için biz de savaşalım, bizim dilimiz ayakta dursun.”
9 yaşındaki Marianna Angeli ise Türkiye Türkçesini duyduğunda sıcaklık hissettiğini belirterek, Gagauzca ile Türkçenin birbirine benzediğini söyledi. Okulda zorunlu kaldığı zamanlar dışında Gagauzca konuşmaya özen gösterdiğini ifade etti:
“Ben duydum sıcaklık canımda. Hem Gagauz dili hem Türk dili benzeşirler.”
Gagauz Dili İçin Edirne’den Güçlü Mesaj

-













