Ana SayfaEDİRNEKurabiyeci Dede Arif Meriç: "hedefim Edirne'yi Dünyaya Tanıtmaktı"

Kurabiyeci Dede Arif Meriç: “hedefim Edirne’yi Dünyaya Tanıtmaktı”

-

Edirne’de “Kurabiyeci Dede” olarak tanınan Arif Meriç, ETV mikrofonlarına mesleğe nasıl başladığını ve yıllardır sürdürdüğü tatlı yolculuğun ardındaki hedeflerini anlattı.

Edirne’nin sevilen esnaflarından ve “Kurabiyeci Dede” olarak tanınan Arif Meriç, ETV mikrofonlarına hem meslek hayatının başlangıcını hem de yıllar içinde oluşan “Kurabiyeci Dede” markasının hikâyesini anlattı.

1972 yılında mesleğe adım attığını belirten Meriç, kendisini bir tohuma benzeterek yıllar içinde emekle büyüdüğünü ifade etti. Çocukların kendisine sürekli “Kurabiyeci Dede” diye seslenmesiyle bu ismi benimsediğini söyleyen Meriç, şu ifadelerde bulundu ; “ Yıl 1972, bu kurabiyeci dede bir tohumdu. Hani bir meyve yetiştirmek için neye ihtiyaç var? Önce tohuma, tohumdan sonra ağaca, ağaçtan sonra meyveye dönüyor. Bu kardeşiniz de Edirneli Arif Meriç,  Arslanzade’nin fani sahibi. Kurabiyeci dedenin de mana, mahiyeti şudur;  şunu söylemek istiyorum. Bir sene değil, iki sene değil 50  küsur seneden beri tatlandırıyorum, tatlandırırken de  birazcık da ihtiyarlamaya da yavaş yavaş gittik. Benim de kızancıklarım, torunlarım var. Giderim ben şimdi eve. Dede! Ne oldu be kızanım. Kurabiyeci  dede. Allah Allah. Hay mahalleye girerim, mahalledeki çocuklar kurabiyeci dede, kurabiyeci  dede. Ben de düşündüm ki bu kurabiyeci dedeyi bütün dünyaya duyurayım. Niçin bunu duyurmak hissettim kendimde? Çünkü biz unu olmayan, tuzu olmayan, yağı olmayan kurabiyeler yapıyoruz. Bunu önce kiminle paylaşıyorum biliyor musunuz? Önce minik minik küçük küçük çocuklarla, çocuklardan sonra annelerine babalarına etrafa yediriyorum. Çocuklar böyle derse olay bitmiş,eğer bir çocuk yerken mmm derse ben Arif Usta olarak sınıfta kalırım. Işte benim hayatım hep böyle insanoğlunu tatlandırmakla geçti efendim “.

Mesleğe başlarken en büyük hedefinin ne olduğu sorusunu da yanıtlayan Meriç, başarıya giden yolun samimiyet ve emekten geçtiğini söyledi. Ailesinin kendisini küçük yaşta ustasının yanına verdiğini belirten Meriç, şu ifadelerde bulundu; “ Şimdi Insanoğlunun bir işe başlarken hedefi belirlenmez. Nasıl belirlenir biliyor musunuz? Hani dedik ya bir tohumun sulanması lazım, hava lazım, oksijen lazım. Bunların hepsi bir araya gelirse, o zaman o meydana çıkar ve bir bakarsın ki o küçücük doğum binlerce. Ne olmuş? Ağaç olmuş. Ağaç ne yapmış? Meyve vermiş. Işte benim de niyetimde halis bir niyet ile anamın ve babamın rahmetlilerin, eti senin kemiği benim dedikleri ustanın yanına verip bizi böyle yetiştirdiler.

Biz sonradan yukarıdan düşen esnaf değiliz. Yavaş yavaş merdivenlerden daha doğrusu mutfağından gelerek tırmanmaya çalıştık. Şimdi tırmanmaya çalışırken bir hedef belirlendi. Hedefim neydi biliyor musunuz? Edirne’yi dünyaya tanıtmaktır. Ne ile? Ciğerciler ciğeri anlatıyor, ben de Edirne’nin tarihi ürünlerini yapıyorum. Badem ezmesi, kavala kurabiyesi, kallavi kurabiye. Ne olacak? Dünyada vermediğimiz  lider kalmamıştır. Amerika eski başkanı Barack Hüseyin Obama’ya kadar ,  buradan Russell Crowe var Gladyatör  ona say say bitmeyen bir hayat felsefemiz vardır. Daha ne isteyelim? Elimi bugün sallıyorum Avusturya’ya ah diyorlar kurabiyeci dede çıktı. Bu tarafa bakıyorum, Almanya’da diyorlar. Japonya’ya bakıyorum, onlar da aynısını. Orayı da mal gönderiyorum”.

Başarının temelinde samimiyetin bulunduğunu vurgulayan Arif Meriç, “Hem Türkiye’de hem dünyada çığır açmak mesele değil, samimi olmak meseledir. Samimiyetiniz varsa bütün dünyaya hizmet edebilirsiniz.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Bir Cevap Yazın

Gözden Kaçmasın

Son Günlerde Popüler

Edirne Ticaret Borsası Side